| Ziyaretçi sayısı |
|
Online |
1 |
| Bugün |
223 |
| Toplam |
94631 |
|
|
|
|
Piyasa tek tanrıcılığının hakim olduğu düzende, insanın tüm faaliyetleri tüketmeye göre dizayn ediliyor. Sanat, spor, medya, roman, okul, eğlence, bilişim vb. bu tüketim düzenini besleyen unsurlara dönüşüyor. Küresel kapitalizmin insana biçtiği rol, verdiği kimlik, programladığı yaşam, onu, tüm bu özgürlük söylemlerinin aksine, tektipleştiriyor. Ortaya aynı şeyleri yiyen, giyen, dinleyen tüketici-edilgen bir sürü çıkıyor. Piyasa; yerel unsurları, folklorik özellikleri, kültürel değerleri yerle bir edip, oluşturduğu sanal dünyayla, insanın karşısına coğrafyasından, tarihinden, ikliminden uzak, hızla akan, hazcı, rekabetçi bir ortam çıkarıyor. (...)
bu rutinin ürettiği hırsların esareti altında apaçık ayetleri örterek geçiveren yığınların ortasında uyanık bir vicdan, sağlam bir bilinç ile hayatı her alanda cennete çevirme mücadelesi veren Müslüman birey, bunu yaparken kendini toplumdan soyutlamaz, sırça saraylara çekilmez, sorumluluğunu yerine getirmek için halkla beraber olur. (...)
İnanılmaz ayrıntılara boğulmuş fıkıh düzenleri, maalesef, etrafına korkak gözlerle bakan insanlar üretmektedir. Kendini ezilenler için ateşe atan Hz. İbrahim, Firavun’la kavga eden Hz. Musa, "Allah’ın evini ticarethaneye çevirdiniz" diyen Hz. İsa, ve gençliğinde Hılful Fudul ile adalet kavgasına başlayan, bu adalet kavgasını Medine’de devlete dönüştüren, Kâbe çetesini yerle bir eden, ’Feggu Ragabe’ şiarıyla köleleri boyunduruklarından kurtaran Hz. Muhammed nerededir? (devamı...)
|
|
29 Temmuz 2010
- 10:37:32 - 1
günlük |
|
Okuyan: [37]
Yorumlayan: [0]
Kategori:
[Değerlendirme Yazıları]
|
|
|
İnsan garip bir varlık. Garipliği de bilme ile bilememe arasında asılı kalmasından ileri gelse gerek. Ne tam bilebiliyor, ne de hiçbir şey bilemeyecek durumda kalıyor. Berhan Şimşek’in Vatan gazetesine verdiği söyleşi okuyunca insanın en asli sorununa kafam takıldı yine. (devamı...)
|
|
29 Temmuz 2010
- 10:02:07 - 1
günlük |
|
Okuyan: [17]
Yorumlayan: [0]
Kategori:
[Basından]
|
|
|
Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, küresel ekonomik krizin 60 milyon kişiyi yoksulluğa ittiğini söyledi. (devamı...)
|
|
22 Temmuz 2010
- 17:12:27 - 8
günlük |
|
Okuyan: [18]
Yorumlayan: [0]
Kategori:
[Haberler]
|
|
|
Diyanetsen Diyarbakır Şube Başkanı BDP’ye boykot yapmama çağrısında bulunuyor. “Kürt sorununun çözümünü istiyorsa evet demeli” diye uyarıyor. Elbette herkes düşüncesini özgürce ifade edebilmeli. İsteyen evet, isteyen hayır diyebilmeli, isteyen de boykota dair düşüncelerini dile getirebilmeli. Böyle bir özgür ortamın olup olmadığını bugüne kadarki diyanetin uygulamalarından hareketle birazcık sorgulayalım. Bir din görevlisi medya önünde hayır ya da boykot çağrısı yapsa acaba diyanet teşkilatı bu durum karşısında nasıl bir tepki verir? Kendi görüşüdür mü der? Yoksa ilk fırsatta hakkında soruşturma açtırma yoluna mı gider? (...) İnsanların inançları üzerinden inşa ettikleri muhalefet duygularını bu kadar hızlı biçimde tüketmek tarihi bir sorumluluktur.
Bir Müslümanın nasıl bir anayasaya evet diyebileceği çok açıktır. (...) İnsanların inançları üzerinde hiçbir baskı kurmayan ve adaleti esas alan bir anayasadan bahsediyorum. (devamı...)
|
|
20 Temmuz 2010
- 10:35:42 - 10
günlük |
|
Okuyan: [56]
Yorumlayan: [0]
Kategori:
[Değerlendirme Yazıları]
|
|
|
Madımak Oteli faciasının üzerinden tam 17 yıl geçmiş. Hayatımın aşırı yüklü, dağdağalı ve yorgun yılları arasında bu facianın hep özel bir yeri oldu. Olayların gelişimi esnasında önce bir şaşkınlık, ardından “Nasıl olur?” inanamazlığı ve dumanlarla söndürülmüş hayatlarla belleğimize kazınan bir linç histerisi. (devamı...)
|
|
13 Temmuz 2010
- 00:52:37 - 17
günlük |
|
Okuyan: [48]
Yorumlayan: [0]
Kategori:
[Basından]
|
|
|
Amerika, İngiltere, Almanya gibi ülkelerde belki son yirmi yılın fenomeni bu. Solcu liderler, dinin çok da aykırı olmayan bir yorumuyla dindarlıklarını açık açık gösteriyorlar. Eskiden pek de düşünülmeyen, hayal edilmeyen bir şeydi bu. Sol ve dindarlık yani. Türkiye de dünyanın çok uzağında değil. Bizde de dinin gündelik hayatta, vatandaşların gözünde çok önemli, çok özel bir yer tuttuğuna kuşku yok. (devamı...)
|
|
13 Temmuz 2010
- 00:31:19 - 17
günlük |
|
Okuyan: [88]
Yorumlayan: [0]
Kategori:
[Basından]
|
|
|
Ümmet-i vasat; lafzen orta bir toplum yani, aşırılıklar karşısında adil bir denge gözeten ve hem zevk ve sefahat hem de mübalağalı bir zühdü reddederek insanın tabiatını ve imkanlarını değerlendirmede gerçekçi ve makul davranan bir topluluk. (...)
Orta ümmet olmakla ortaya çıkan bir insan tipi var. (...) O, kişiyi prangalarından kurtaran adamdır. Prangalardan kurtarmak; bireysel olarak yalnızlığından, derin uçurumlarından, parçalanmışlığından; toplumsal olarak da sömürüden, zulümden kurtarmaktır. O, tartıda ve ölçüde hile yapmayan kişidir. Sadece manav olarak değil, hayatın her alanında, bir baba, bir eş, bir öğretmen, bir yönetici, bilim insanı, doktor vb. her rolde ölçüde ve tartıda hile yapmayandır. Peki bu ölçüyü bozan, tartıyı altüst neden nedir? Ekonomiden politikaya, sanattan ahlaka, bütün sosyal ilişkilerin tek düzenleyicisi olan piyasa ekonomisi (yani para) insanlığın en büyük çöküşünü hazırlıyor. (devamı...)
|
|
5 Temmuz 2010
- 11:04:38 - 25
günlük |
|
Okuyan: [109]
Yorumlayan: [0]
Kategori:
[Değerlendirme Yazıları]
|
|
|
Fitne kavramı , İslam tarihinin en yaygın kullanılan kavramlarındandır. İç çatışmaların yoğunlaştığı, iktidar hırsı ile kardeş kanının aktığı dönemlerde “fitne” hakkında yoğun uyarılar yapıldığını biliriz. Ancak bu kavramın çok sıkça kullanıldığı bir başka durum daha vardır. Egemenlerin inkarcı tutumlarına yönelik tepkiler yükseldiğinde, bu tepkiyi örgütleyenlere “fitneci” suçlaması, en kolay yaygınlaştırılan söylem olmuştur. (...)
inkarcı politikalar, en büyük fitne kaynağı olarak önümüzde durmaktadır. Bir dilin inkarı, bir toplumun inkarı, hak ve özgürlüklerin inkarı, insan onurunun ve eşit yaşama arzusunun inkarı sistematik bir fitne tutumu değilse nedir ? Dahası, toplumsal gerçeklerin inkarına dayanan ulus-devlet modelinin kendisi insanlık tarihi açısında büyük bir fitne değil midir? (devamı...)
|
|
5 Temmuz 2010
- 10:45:38 - 25
günlük |
|
Okuyan: [69]
Yorumlayan: [0]
Kategori:
[Değerlendirme Yazıları]
|
|
|
Uzun yıllar boyunca katlanarak büyüyen Kürt sorununun, daha da yakıcı hale geldiği bir aşamadayız. Yaşanan gelişmeler herkesin en doğal haklarıyla, özgürce yaşama ihtimalini zayıflatırken; nefret tohumlarının her yere saçılmasına sebep oluyor. Acının ve öfkenin; aklı ve vicdanı körlediği bu iklimden hızla uzaklaşmak zorundayız. Bu sebeple, hakkı ve adaleti tavsiye edecek ve gereğini yerine getirecek somut adımlara, çabalara ihtiyaç duyuyoruz. (devamı...)
|
|
28 Haziran 2010
- 12:34:29 - 32
günlük |
|
Okuyan: [114]
Yorumlayan: [1]
Kategori:
[Duyurular]
|
|
|
"İstanbul berbat bir şehir, baba beni İstanbul’dan al!"
Yukarıdaki cümleyi Rahmetullah Aydoğdu’nun facebook sayfasında okur okumaz çocukken yaşadığım sıkıntılı anlarım bir anda beni tekrar etkisi altına almaya başladı. Rahmi’nin sözünün altına şu cümleyi yazdım: “Ben bunu on iki yaşımda demiştim. Geride bir babam da kalmamıştı.” (devamı...)
|
|
28 Haziran 2010
- 12:33:22 - 32
günlük |
|
Okuyan: [68]
Yorumlayan: [0]
Kategori:
[Basından]
|
|
|
Hz. Muhammed’in insanlığa ilettiği mesajın, ritüeller olmadığını biliyoruz. O, kendinden önce gelen tüm peygamberler gibi, şîrâzesinden çıkan insanlara, neden yaratıldıklarını hatırlattı. Yeryüzüne vâris kılınan insanın, tüm yaratılanla uyum içinde adâlete ve doğruluğa dayalı bir sistem oluşturarak erdemli bir mirasçı olduğunu ispatlaması gerekmektedir. (devamı...)
|
|
28 Haziran 2010
- 12:28:47 - 32
günlük |
|
Okuyan: [89]
Yorumlayan: [0]
Kategori:
[Değerlendirme Yazıları]
|
|
|
İslami Yorum e-dergisinin Yaz 2010 sayısı çıktı. (devamı...)
|
|
26 Haziran 2010
- 12:18:32 - 34
günlük |
|
Okuyan: [80]
Yorumlayan: [0]
Kategori:
[Duyurular]
|
|
|
Kuran’ın ve İslâm’ın politik perspektifi nedir ve nasıl olmalıdır? Bu konularda araştırmaları ile tanıdığımız teolog İlhami Güler politik teoloji diline son derece hâkim bir akademisyen. Yazarın politikayı teoloji ile birleştirirken her iki alana olan hâkimiyetini rahatlıkla hissedebilirsiniz. (...)
Altmışta politik muhafazakârlığın lideri idama mahkûm edildiğinde kimsenin gıkının çıkmaması, politik muhafazakârlığın ahlaki karakterini ele vermesi açısından önemli bir göstergedir. "Allah hakkı" olan ibadetlerine (oruç, hac, namaz, kurban, zekât) bağlılığını yüksek oranlarda yerine getiren Anadolu insanının, dürüstlük, hakkaniyet, adalet gibi "kul hakkı" veya "kamu hakki" söz konusu olduğunda oralı olmaması, bu topraklardaki muhafazakârlığın genetiğidir (s. 161). Son yıllarda muhafazakârlığın prim yaptığı Türkiye’de, özellikle kendini muhafazakâr olarak tanımlayan siyasetçiler ve halk bunları iyi düşünmek zorundadır. (devamı...)
|
|
26 Haziran 2010
- 12:02:04 - 34
günlük |
|
Okuyan: [93]
Yorumlayan: [0]
Kategori:
[Değerlendirme Yazıları]
|
|
|
Kur’an’da bir ayet var, yazının başlığını oradan aldım.
Mevcut meallere bakılırsa, bu tür konuların çoğunda olduğu gibi “sinirleri alınmış” ayetlerden birisi ile daha karşı karşıya olduğumuz görülüyor.
“Eşitlik” kavramına duyulan antipati nedeniyle türlü teviller yapılarak anlaşılmaz hale sokulmuş.
Bakın ne diyor ayet: “Yeryüzünde sabit dağlar var etti. Orasını bereketlendirdi. Orada dört mevsim güç/kuvvet kaynaklarını (egvâtuhâ), isteyenler/ihtiyaç sahipleri eşit olarak yararlansın diye (sevâen li’s-sâilîn) takdir etti.” (Fussilet; 41/10).
Ayette geçen “isteyenler için eşitçe” (sevâen li’s-sâilîn) ifadesi “eşitliğin” bir Kur’an kavramı olduğunun apaçık delilidir. Sadece burada değil; başka yerlerde de özellikle “rızık” söz konusu olduğunda “eşitlik” kavramının dikkat çekici bir şekilde vurgulandığını görüyoruz. (bk. Nahl; 71). (devamı...)
|
|
18 Haziran 2010
- 00:30:07 - 42
günlük |
|
Okuyan: [134]
Yorumlayan: [0]
Kategori:
[Basından]
|
|
|
(...)
Modern ulusların ulus–devlet örgütlemesine dayalı iktidar olma süreci, dünya savaşlarının, etnik soykırımların, göçün ve sömürgeci baskıların yaygınlaştığı, insanlığın yeryüzünde adeta cehennemi solumaya başladığı sürecinde miladıdır. Ulus - devlet kısaca ulusunu yaratmış devlet demektir. Ulus ve devlet olgularının iç içe geçtiği modern toplumlarda, ulusal kimliği devlete olan bağlılıktan ayrı bir şekilde tahayyül etmek artık mümkün değildir. Ulus devleti modern toplumsal dönüşümlerin tarihsel öznesi olarak görmek, aydınlanma düşüncesini referans alan bütün ideolojilerin ortak kabulüdür. Büyük toplumsal projeleri hayata geçirmek ancak büyük bir siyasal organizasyonla mümkün gözükmekteydi, bununda yolu bütün toplumsal yapıyı ulus devlet şemsiyesi altında birleştirip, homojenize etmekten geçmekteydi. (devamı...)
|
|
18 Haziran 2010
- 00:23:03 - 42
günlük |
|
Okuyan: [64]
Yorumlayan: [0]
Kategori:
[Basından]
|
|
| Yazılar |
|
|
|
Haftanın Sözü |
Din, kişinin hayatını neye göre sürdürdüğü, hayat felsefesinin merkezinde ne olduğudur...
kütüphanede bir duvar yazısından
|
|
|
Anket |
Sizce önümüzdeki genel seçimlerde Saadet Partisi AKP'ye alternatif olabilir mi?
|
|
Toplam: 39 oy kullanıldı. |
|
|
|