| Ziyaretçi sayısı |
|
Online |
4 |
| Bugün |
116 |
| Toplam |
106986 |
|
|
|
Müslüman Solcu Olabilir mi ? [Ayhan Bilgen] |
|
| |
Müslüman Solcu Olabilir mi ? [Ayhan Bilgen]
Soruyu tersinden sorduğumuzda, yani, “solcu Müslüman olabilir mi ?” şeklinde tartışmaya başladığımızda sol düşüncenin içinden bakarak yola çıkmamız gerekir. Yani solun ne anlama geldiğini tanımlamamız ve bu kapsamla, Müslüman olmanın bir biriyle çelişen şeyler olup olmadığı üzerine tartışmamız gerekir. Eğer hem sol kavramı hem de İslam kavramları evrensel anlamları ile ele alınacak ise doğru bir yol haritası çıkarılabilir. Kavramlardan birini evrensel anlamı ile ele alıp diğerini Türkiye’de ki algılanışı üzerinden değerlendirirsek sağlıklı bir analiz yapma imkanı bulamayız.
En genel anlamı ile nasıl Müslümanlığı bulunduğu durumdan çok teorik çerçevesinden ele alıyorsak solu da bu zeminde ele almalıyız. Bu anlamda kavramların ne olduğundan önce ne olmadığını netleştirerek ip ucu yakalamaya çalışmak gerekir. Kavramlarda anlaşmadan, kavramlara yüklenen anlamı netleştirmeden bir iletişim kurmak, anlam dünyası inşa etmek mümkün değildir.
Sol bu anlamda mevcut duruma karşı olan ve bunun değişmesi yönünde bir tercih taşıyandır. Bu anlamda sosyalist değişimi savunan siyasal hareketler yanında liberalleşme gerektiğini iddia eden siyasal eğilimlerde sol içerisinde tanımlanmalıdır. Merkezi bürokratik tutumun karşısında siyasal yada ekonomik liberalizmi savunan hareketler sonuç olarak bir değişimin talebinin tarafında yer almaktadırlar. Bu değişim talebinin kimin çıkarlarına denk geldiği tartışması ikinci aşamada ele alınmalıdır. Elbette bu değişimin geniş kitlelerin, ezilenlerin beklentilerine cevap veriyor olması, ancak önce değişimden yana net bir tercihten sonra ele alınabilir. Dünyanın bir çok ülkesinde liberal partiler değişimden yana oldukları için sağcı değil solcu olarak tanımlanırlar. ABD’de Demokratlar daha liberal ve solcu, Cumhuriyetçiler daha muhafazakar ve sağcı kabul edilir. İngiltere’de İşçi partisi solu temsil ederken,karşısında Muhafazakar Parti bulunmaktadır. Kıta Avrupa’sında bu anlamda daha çoğulcu bir fotoğrafla karşı karşıya kalmaktayız. Ancak sonuçta bu ülkelerde de Hıristiyan Demokrat ve milliyetçi partiler dışındaki sosyalist, sosyal demokrat yada liberal partiler değişimden yana yani sol yelpaze de kabul edilmektedir. Latin Amerika’da dini hareketlerle ezilen köylü yada işçi hareketleri çok kolayca içi içe geçebilmektedir, tıpkı Avrupa tarihinde olduğu gibi.
Bizde sol kavramı soğuk savaş döneminin korkuları üzerinden şekillenmiştir. Sistemden mağdur bir çok çevrenin zihin haritasında, yukardan dayatılan değişim sol karakterlidir ve buna karşı toplumun inanç ve değerlerini koruma eğilimi kendiliğinden muhafazakarlığı, sağcılığı gerektirmektedir. Batı’da muhafazakar demokrasi kavramının bile özünde değişimden yana olmayı ama bu değişimi yumuşak geçişlerle ve toplumsal değerleri koruyarak gerçekleştirmeyi esas aldığı göz ardı edilmektedir.
Tekrar başlığımıza dönüp soruya İslam düşüncesi yada Müslüman kimliği üzerinden cevap aramaya çalıştığımızda ise doğal olarak bu düşünce ve kültür dünyasının içinden bakmak durumundayız. Nasıl bir din algısı yada hangi İslam sorularını cesaretle bir yüzleşme ve gerçeği arama kararlılığı ile ortaya koymalıyız. Dinlerin vaaz ediliş amacı ve Peygamberlerin ana misyonu, hem toplumsal değişimi içermekte hem de kurulu düzenin dayatmalarına başkaldırı niteliği taşımaktadır. Bu anlamda bir dinler karşılaştırması yapmak İslam düşüncesi açısından kabul edilemez. Bütün peygamberler ve savundukları mesaj aynı bağlamın ilerleyen parçalarıdır, birbirinin tamamlayıcısıdır. Yani bu anlamda bir dinler çatışması denklemi kurmak tümüyle siyasal egemenlik algılarının eseridir.
Hazreti Muhammed döneminde de ipuçları görülen ama ondan sonraki dönemde gittikçe güçlenen ve nihayet bir süre sonra tümüyle egemen olan statükocu çıkarlar ortaya farklı bir İslam daha doğru bir ifade ile “karşı İslam” yaklaşımını çıkarmıştır. Ali Şeriati’nin “Dine Karşı Din” yaklaşımı bu açıdan oldukça yol göstericidir. Bu günün dünyası ve Türkiye’sinde İslam düşüncesinden hareketle söyleyecek sözü olanların sol kavramını kullansalar da kullanmasalar da içerik itibarı ile sol değerler olan, değişim yanlısı bir tutum sergilemeleri bir zorunluluktur. Bu değişimin ezilenlerden, haksızlığa uğrayan bütün kesimlerden ve herkes için özgürlüklerden yana bir tavır içermesi de kaçınılmazdır. Kuran’da tümüyle uhrevi tanımlamalarla sağ ve sol kavramlarına yüklenen anlam semboliktir. Bu tanımlamalar üzerinden bugüne dair bir sağcılık yada solculuk tercihi ortaya koymak kavramları bağlamından kopararak içini boşaltmaktır.
[1 Mayıs 2009 tarihli Günlük Gazetesi'nde yayınlanmıştır...] |
|
|
2
Mayıs
2009 - 00:37:51
-
495 gün önce
|
|
|
|
|
|
|
|
Ahirette kitabı SAĞ tarafından verilecek zümreden olabilmenin bir gereği gibi, müslümanlara 60 yıldır dayatılan sağcı olmazsan müslüman olamazsın bilincine karşı bir tepki olarak müslüman solcu mu olmalıdır sorusu da anlamsızdır. Koskoca bir İslam müktesebatı, Batının maddeci yaklaşımlarından neşet eden kavramlarla nasıl telfik edilebilir? Ne yani şimdi, tüccar ve zengin pek çok Sahabi ve İslam Büyüğü sağcı oluyor da, Hz. Ebu Zerr ya da Bilal-i Habeşi solcu mu oluyor? Hayır dostlar! Müslüman, müslümandır ve modern çağın kalıplarına sığamaz; o, ezilenlerin yanında belki solcu tavırlı, ama yine o, Allah'ın helal ettiği her şeyi üretip tüketmesi ve belki istihdama yol açması sebebi ile de sağ tarafta yer alabilir ama sağcı ya da solcu asla değildir. O müslümandır vesselam.
|
|
|
genel eğilim şudur : islamda herkesin hakkı verilmiştir. dünyevi ideolojilere terminolojiye adlandırmalara gerek yoktur. bu bizim insanlığın ortak deneyimlerinden ve birikiminden yararlanmamızı engelliyor. kadın hareketleriyle ilgilendiğimiz için feminist olmakla suçlandığımız gibi. suçlamalar, islam adına ortaya konan kötü pratiklerin, duyarsızlıkların, sekterliklerin üzerini örtmez. bugün hakça paylaşma en önemli meselesi bizim ve insanlığın. bu noktada helal de olsa mülkiyetin ve kazancın sınırlanması gerektiğini savunan ve bu yüzden solcu olarak adlandırılan imam humeyni islamın öngörülerine en yakın yerde duruyor. ayrıca onun da muhaliflerle ilgili tutumundaki kimi zaafları konuşulabilmeli. müslümansol sermaye emek mülkiyet meselesini kapsamlı bir şekilde günümüz pratikleriyle birlikte değerlendirip islamın imkanlarını seferber etmeye yarayabilir. varoluşumuzu felsefi olarak ezberlerin alanından daha geniş helezonik bir alana taşımamıza yolaçabilir. tabii ki kendimizi bu kavramla tanımlama zorunluluğu yok. maksat zamanın kalın ve esnemeyen örtüsünü inceltmek zihinleri havalandırmak temiz havayla buluşturmak gibi geldi bana. başarılar dilerim.
|
Sayfa:
1
|
| Yazılar |
|
|
|
Haftanın Sözü |
Neo: Gözlerim neden acıyor?
Morpheus: Çünkü onları hiç kullanmadın.
Matrix filminden
|
|
|
Anket |
Referandumda hangi yönde oy kullanmayı düşünüyorsunuz?
|
|
Toplam: 112 oy kullanıldı. |
|
|
|