Referandumda Evet Demek Dinin mi Diyanetin mi Emri? [Ayhan Bilgen]
Diyanetsen Diyarbakır Şube Başkanı BDP’ye boykot yapmama çağrısında bulunuyor. “Kürt sorununun çözümünü istiyorsa evet demeli” diye uyarıyor. Elbette herkes düşüncesini özgürce ifade edebilmeli. İsteyen evet, isteyen hayır diyebilmeli, isteyen de boykota dair düşüncelerini dile getirebilmeli. Böyle bir özgür ortamın olup olmadığını bugüne kadarki diyanetin uygulamalarından hareketle birazcık sorgulayalım. Bir din görevlisi medya önünde hayır ya da boykot çağrısı yapsa acaba diyanet teşkilatı bu durum karşısında nasıl bir tepki verir? Kendi görüşüdür mü der? Yoksa ilk fırsatta hakkında soruşturma açtırma yoluna mı gider?
Bizim asıl sorumuz bu değil elbette. Referandumda evet deme eğilimi İslam üzerinden bir yoruma mı dayanıyor? Yoksa bağlı olunan siyasal iktidarın tercihlerine mi dayanıyor? İnanca dair alanın her türlü iktidar ilişkilerinden bağımsız hale getirilmesi bu açıdan zorunludur.
Gelelim sorunun içeriğine. Bundan 20 yıl önce anayasa tartışmaları yapıldığında, İslami çevreler, 12 Eylül anayasasının tevhid anlayışı ile örtüşmeyeceği için kabul edilemezliği üzerinden değerlendirmeler yapıyorlardı. Bu süre zarfında anayasanın bu niteliğinde değişiklik olmadı. Bu durumda itirazları geri çekmenin nedeni, bu anayasa ile yöneten konumuna geçmenin ötesinde bir nedene dayanmıyor.
Muhalefette iken itiraz eden, iktidarda olduğunda göz yuman, değiştirmek için bedel ödemekten kaçınan bir tavrı İslam ahlakı ile izah etmek mümkün değildir. Önümüzdeki dönemde farklı bir siyasi tablo ortaya çıktığında anayasaya dair esaslı itirazların da güvenilirliğini yitirmesi tehlikesi ile karşı karşıyayız.
İnsanların inançları üzerinden inşa ettikleri muhalefet duygularını bu kadar hızlı biçimde tüketmek tarihi bir sorumluluktur. Bir Müslümanın nasıl bir anayasaya evet diyebileceği çok açıktır. Bu vasıflarda bir anayasanın ortaya çıkması için mücadele etme ve bu yönde bir tablo ortaya çıkana kadar muhalif tavrını sürdürme zorunluluğu olduğu asla göz ardı edilmemelidir. Hayır, anayasada şeriat devleti ilanından bahsetmiyorum. İnsanların inançları üzerinde hiçbir baskı kurmayan ve adaleti esas alan bir anayasadan bahsediyorum.
Evet demenin bir vebali olduğu gibi hayır demenin, boykot etmenin de bir vebali, tarihi sorumluluğu vardır. Bu tercihler arasında vicdani bir kıyas yapmak herkesin görevidir. Zulme dayanan bir anayasaya destek vermenin, o zulme ortak olmaktan başka bir anlamı olmayacağını bilerek hareket etmeliyiz. |