Biz Kürtler Mertiz. Ya Diğerleri?
Son zamanlarda yazdığım yazıların tepkileri karşılayan yazılar olmasının hem benim açımdan hem de (eğer yazdıklarımın bir kıymeti varsa ve okunduğu zaman bir yere denk düşüyorlarsa) okuyanlar açısından bir talihsizlik olduğunu ifade etmeliyim. Çünkü benim derdim tepkileri karşılayan-göğüsleyen yazılar yazmak yerine “olay-tepki” yaratan yazılar yazmaktır. Yani “kışkırtıcı-kaygı uyandırıcı-geriye sar(s)sa bile ileriye dönük”, yani projektif yazılar yazmaktır.
Kürtlerin ihtiyacı da tepkileri karşılayan-göğüsleyen değil aksine olay-tepki yaratan durumları meydana getirmektir. Projeksiyon çizmektir. Meramımı daha farklı ifade edecek olursam; savunmayı değil! Taarruzu benimsiyorum. Kürtlerin de savunma halinden sıyrılıp taarruza geçmesi gerektiğinin kendileri için bir öneri değil! Bir zorunluluk hali olduğunu iddia ediyorum. Bahsettiğim taarruz halinin silahlı çatışmayla alakasının olmadığını, aksine, silahlı çatışmayı dışladığını bilmemiz işimize yarayacaktır. İlk idrakimizde hemen kendisini şu şekilde bize gösterecektir: Kürtler’in şimdiye değin yaşadığı silahlı deneyimlerin hepsinin Kürtlerden daha çok, başkalarının beklentilerini karşılamak üzere kurulduğu bilgisidir-bilincidir. Çünkü yaşadığımız coğrafyada Kürtler silahlı deneyimlerinin dışındaki sivil deneyimleri devreye soktukları her zaman “oynanan oyuna dahil olan değil! “oyun-kurucu” olmuşlardır.
Kürtler’in “oyun-kurma” halinin de diğer oynanan oyunlara benzemediği için kabul gördüğünü bilmemiz ikinci idrak alanımız olacaktır. Nasıl yani? “Oyun-kurma” tabiatı gereği sahicilikten uzaklaşma eğilimi gösteren bir yapıdadır. Kürtler’in “oyun-kurma” hali ise, sahiciliğe en yakın olduğu için her zaman ilk önce tecrit sonra da kabul görmüştür. Anlaşılmadı galiba!!? Mutlak sahiciliğin mümkünlüğünü dışarıya itiyorum değil mi? Evet aynen öyle. Mutlak sahiciliğin dilden ötürü asla mümkün olmadığını iddia ediyorum. Dile gelen her şeyin peşin sıra bir garip-liği-de (yabancılaşma kavramını yerine “gariplik” ifadesini bilerek tercih ediyorum. Daha sonra açıklamasını yapacağım) beraberinde getirdiğini bilmemiz gerekiyor. Peki, Kürtler’in “oyun-kurma”larının sahiciliğe en yakın olması madem dille tam tamamına ilişkili değilse ne ile ilişkilidir? Bu sorunun cevabını önceki yazılarımda verdim. Halleri ile. Karakterleri ile. Yani mert olmaları ile. Hakikat kendisini dilden önce halde ortaya koyar. Hakikatin kendisini dilden önce halde ortaya koyması gerçekliğin ilk mümkünüdür. Dil; bu ilk mümkünün ifadesi olarak; ikinci mümkünü olmaktan başka da bir şey değildir. Bu hiyerarşik düzende hakikate yakınlık sağlama olarak sahicilik; hal ile, karakter ile, yani mertlik ile sağlanır. Dil ile ifade edilir. Kürtler’in “oyun-kurma”larının sahiciliğe yakın olduğunu ifade edişim aynı zamanda diğer kurulan oyunların da sahicilikten uzak olduğu iddiası taşıyor mu? Kesinlikle. Kürtler’in “oyun-kurma”larının ilk önce tecrit ile karşılanması, sahicilikten uzak kurulan diğer “oyun-kurma”ları bozması ile sıkı-sıkıya ilişkilidir. Kürtler halleri ile, mertlikleri ile; sahicilikten uzaklaşmış “oyun-kurmaları” bozduğu ölçüde sahiciliğe yakın kendi “oyun-kurma”larını gerçekleştirmişlerdir. Kürtler’in “oyun-kurma”larının kabulü ise kurulan oyunları bozmada muvaffakkiyet sağladıkları ölçüde kabulünü sağlamıştır.
Yazıma başlarken tepkileri göğüsleyen yazılar yazmaktansa, tepki meydana getiren yazılar yazmak niyetinde olduğumu ifade etmiştim. Yazımın başlığını ise, ilk önce olunan/olması arzulanan hal, daha sonra da birilerinin ne olduğunu tanımaya dönük sorusu ile oluşturmam tesadüfi değildir. Mert olduğumuz/olmamız gerektiği iddiam, Kürtler üzerine oynanan bu oyunu nasıl bozacağımıza karşılık gelmektedir. Birilerinin ne olduğu sorusunu sormam ise, Kürtler üzerine oynanan oyunun, oyun kurucularının kimliğini ortaya koymaya yöneliktir. Kurulan bu oyunun sadece Kürtler için kurulmadığını aynı zamanda bütün Müslümanlar için kurulduğunu hem de bizzat Müslümanların dahil edilerek kurulmaya çalışıldığını bilmemiz, Kürtlerin varlığının hakiki biçimi ile kabulünü sağlayacaktır.
Herkesin demokrasi havarisi kesildiği günümüzde bu şekilde düşünmem biliyorum kolay anlaşılmayacak. Aynı zamanda şunu da çok iyi biliyorum; kolay anlaşılan her şey hakikatten uzaklaşır. Zira hakikat basittir. Basitliği ölçüsünde de anlaşılması güçtür. Hakikatin anlaşılmasının sağlanması için defalarca kez parçalanmaya çalışılır. Hakikati parçalayanlar aynı zamanda havari kesilenlerdir. İslam peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.v) yanında havariler değil sahabeler vardı. “İlim bir nokta idi onu cahiller çoğalttı.” diyen Hz. Ali vardı.
Demokrasi havarisi kesilenlerin niyeti, ivme kazanmış Müslümanlar’ın ve özelde Kürtler’in hareketini engellemeye-durdurmaya-bozmaya dönüktür. Yazık ki bu havariliğe soyunanların içinde Müslümanlar ve Kürtler de var. Cesurluk demokratlığın değil mert olmanın bir işlevidir. |