MüslümanSol

  katkı

 

Kategoriler
ÇIKIŞ METNİ
Değerlendirme Yazıları
Haberler
Basından
Duyurular
İnternet Siteleri
Edebiyat
Mizah
Kaynakça

En yeni 7 yazı
Doğa Cenneti, Turizm Cehennemi ve Bir Çare Olarak İnfak Bilinci [Yavuz Soysal]
Çağın Dini ve Tarihi Sapmaları [Namık Kaya]
Gıybet, Yalan, İftira ve Oruçlu Ağızlarda Kampanya [Ayhan Bilgen]
Siyasi İslam [Yasin Ceylan]
İdeolojilerin Parçalı Kişilikleri ve Kur'an’ın Tarif Ettiği İnsan [Yavuz Soysal]
Berhan Şimşek Neyi Bilir? [Mehmet Akdağ]
Krizde 60 Milyon Kişi Yoksullaştı [ntvmsnbc.com]

En çok okunan 7 Yazı
İslam'ın Özü: Sosyal Adalet [Muhammed Nur Denek]
ÇIKIŞ METNİ
İslam Sermaye (Mal) Biriktirmeyi Yasaklar [Muhammed Nur Denek]
İslam Sınıflı Toplumu Reddeder [Muhammed Nur Denek]
Müslüman Solcu Olabilir mi ? [Ayhan Bilgen]
'Ben daima Müslüman bir solcu oldum'
İslam ve Sosyalizm - Muhammed Nur Denek

Reklam ver

Ziyaretçi sayısı
Online 4
Bugün 76
Toplam 105356

 "Sonucunuz Endişe Verici!" [Leyla Karaca Tok]
 

"Sonucunuz Endişe Verici!" [Leyla Karaca Tok]


     
Çocukluğumu neşeye boğan kitaplar vardı evimizde, ilk okuduğum kitaplardı üstelik onlar; Aziz Nesin’in eserleri. “Sosyalizm Geliyor Savulun” diye ince bir kitabı vardı kütüphaneden aldığımda ürkmüştüm kapağından, dev bir kaya parçası altında sıkışmış bir adamcağız resmi vardı; ama kitabı okurken kendi kendime kıkırdayarak güldüğümü hatırlıyorum. Geçenlerde yine başka bir kitabını aldım, çocukluğuma döndüm okurken, saçlarına ak düşmüş bir kız çocuğu olarak güldüm bu sefer. Nur içinde yatsın Aziz Nesin olsaydı bugün diyorum, gırgır geçilecek, ti’ye alınacak ne çok şey var etrafta, ne güzel yazardı kim bilir, okumaya doyum olmazdı!

Ilık bir hafta sonunda eş dostla şehre uzak topraklarda gezintiye çıktık. Toprak dedim çünkü burada toprağın rengini, kokusunu hatırlıyor insan, hatta anımsayıveriyor ölümü ansızın. Belki yaşamı boyunca her toprak gördüğünde aslına rücu edeceğini hatırlayan kırsal insanı da bu yüzden fazla şaşırmıyor öldüğünde. Şaşırmadığı için de ölümü fazla sorgulama ihtiyacı duymuyor. Derin bir kabulleniş ve teslimiyet içinde karşılıyor, zaten böyle olması gerektiği fikrinden hareketle. İlkel yaşam her zaman bir yanını doğaya bir yanını yaşama ve dolayısıyla aslında ölüme dayamış oluyor.

İlişkilerin belli toplumsal izlekler üzerinden yürütüldüğü köylerde ve kasabalarda bir ölüm olayı, halen ayakları toprağa basanlar yani yaşayanlar için ürperme sebebi değildir çokluk. Kırsalda ölüm, en az yaşamak kadar olağandır, en az yaşamak kadar vahşidir… Bir şehirli için ölüm daha bir yadırganasıdır; daha bir yabancı, daha bir ırak. Şehirde ölüm yaşamın belki de en uzağında, en dokunulamayan yerinde bekleşir durur. Şehrin hızla akan zamanında ölüme fazla yer yoktur, ölüm burada yani şehirde hiç uğramayacak bir yabancı gibi uzaktan bakar, oysa hep zamana eşlik eden odur, adımları sessiz. Hep yenidir şehir, ölümse eski. Hep hayat dolu o ışıkların arasında ölümün kara gölgeleri insanın gözüne fazla değmez.

Oysa çetin geçecek bir kış gibidir kırsalda ölüm, öyleyse dağlardan odun toplamalı, hazırlıklı olmalı ölüme; bu kadar basittir, bu kadar gündelik… Sırası gelen göçüverir göçmen kuşlar gibi kararlı ve mağrur. Kırsalın havası hafif kekredir, yanık kokar, ya anız yakılmıştır ya tezek kokar. Kimsesiz, yapayalnız bir kokudur o, ölümü çağrıştırır. Amma şehrin havası berraktır, kirli olsa da genzinizi yakacak kadar, yine de canlı ve tazedir, yine de yeni ve farklı! Ölüme değil hayata çağırır o.

Şehir ve kasaba sorunsalında yaşamı ve ölümü kafamda evirip çevirirken nereden karşıma çıktıysa aniden insanın ölüm tarihini hesaplayan bir yerde buldum kendimi. Tıklamış bulundum işte! Ardı arkası kesilmeyen sorularla boğuştum, ne zaman öleceğimi öğreneceğim, kolay mı? Adamlar soruları uzattıkça uzatıyor, heyecanım doruğa çıktı, ha öğrendim derken yeni bir soru çıkıyor karşıma, panik atak geçirmek üzereyim! Hızlı hızlı yanıtlıyorum tüm soruları geleceğim, istikbalim (!) söz konusu, kan ter içinde kaldım. En sonunda gözlerimi kocaman açtım, nefesimi tuttum sonucu (!) bekliyorum, az biraz daha yaşayacağımı gösteren tuhaf bir grafikte bir ömür aralığı farklı bir tonla işaret edilmiş ve çıkan sonuç şu :

“Sonucunuz endişe verici!”

Hadiii lan sendee! lafı çıkıverdi ağzımdan, ben aslında şöyle bir sonuç bekliyordum:

“Leyla Hanım, siz hiç ölmeyeceksiniz, tebrikler! Dünyaya kazık çakacaksınız, buyurun bu da kazığınız!

-Aha! biliyordum zaten hiç ölmeyeceğimi teşekkürler, deyip ölümden muaf olmuş bir memnuniyetle siteden ayrılacaktım; hatta sitenin ekibi benim sayemde terfi edecekti, adımı kullanacaklardı; “Filan kişi sitemizdeki anket sonucunda ölümsüz çıkmıştır, bu zamana kadar böyle bir vukuata rastlamadık, kendileri bize başvuran ilk ölümsüz kişi/dişi olduklarından bizden ömür boyu (!) bedava internet tarayıcısı….”

Hatta “Hiç ölmemeliyim çok yaşamasam da”* diyecektim.

Duraladım, demek öleceğim… Ağırlaştı bedenim, bu kadar çabuk mu yahu? Kan şekerim düşüyor, halsizleştim...(Nedense ölümle bir vesileyle yüzleştiğimde hep aklıma midemin çok bulandığı ama af buyurun bir türlü istifra edemediğim, başımın fır döndüğü, kıpırdayacak mecalimin kalmadığı, bir put gibi yata kaldığım (kalakalmanın yatay hali), hatta gözlerimi bile yumamadığım o feci anlarım geliyor, başımı çevirsem öleceğim yani öyle beter! )

-Ama tüm sorulara doğru cevap verdim ben, hatta çoktan seçmeli sorularda şıkları hep ikiye indirdim önce. Çok eminim kendimden (tövbe estağfurullah!)

-Olsun yine de maalesef öleceksiniz, durumunuz çok endişe verici!..

-Ama uzun yaşamak için elimden geleni yapıyorum, hangi azamdan ölümü hak edecek bir kusur sadır oldu; fazla kilom yok, doğal yaşıyorum, spor yapıyorum, ilaç kullanmıyorum, depresif değilim (bu yalandı), genetik hastalığım da yok (gevezelik genetik mi?), yine de ölecek miyim gerçekten.Yani uzun yaşamayacağım hem de öyle mi?

-Maalesef bu sonuçlara göre öyle! Sonucu biz değil bilgisayar otomatik hesaplıyor. Çıkan sonuç bu! Üstelik dış ilişkiler departmanımızın başkanı Azrail’, o da emre göre hareket ediyor, bilirsiniz.

-Ne diyorsunuz? Sitenizde resmi de var zaten. Tanıştım kendisiyle.

-Ne sandınız ya? Oyun oynamıyoruz burada; durumunuz gerçekten endişe verici, fazla vaktiniz kalmadı! Ama durun üzülmeyin, isterseniz uzun yaşamanın sırlarını açalım size, hatta ahrete bağlanacak şekilde şifrelerinizi kıralım hatta bununla da kalmayıp…

* * *


Asıl endişe verici olan şu insanoğlunun garip hali değil midir?

Haklı olarak ölümü hiç deneyimlemediği için ona dair iç görü geliştiremeyen insanoğlu, ölüme karşı hep 1-0 yeniktir. Kimi İlkçağ filozofları, “Ölüm geldiğinde burada değiliz, öyleyse ondan korkmaya gerek yoktur,” demişlerdi. Wittgenstein, buna yakın bir söylemle , “Ölüm, yaşamın içindeki bir olay değildir, ölüm yaşanmaz.” der. Bana kalırsa, ki aslında kalmaz ama, ölümde bizi korkutan en çok da bunu tek başımıza göğüslememiz gerektiğidir. Ölürken kimse size yardım edemeyecektir; şöyle öl, şöyle nefesini bırak, bak göreceksin ne kolay öleceksin , ben de böyle yaptım çok kolay ölmüştüm, şeklinde telkinde bulunmaz kimse. Orada ölümün yaşarken girilemeyen sahası bizi korkutur. Yaşamın içindeki yalnızlık, paylaşımsızlık, bizi boğan, hırpalayan yokluk duygusunun bir ucu ölüme değer. Hemen yaşama, paylaşıma dönmek isteyişimiz en çok bundandır. Var olma kaygısının yarattığı anlama tutunma ihtiyacı, benliğimizi bir yerlere iliştirebilme sorunsalı bizi yaşama bağlar. Tüm fobilerin altında ölüm korkusu var, tüm ilişkilerin altında yalnızlıktan delice kaçmak güdüsü, böylelikle ölümden zıt bir yönde yol almak hatta ona meydan okumak yatar. Siz bir mezarlığın yanında yaşamak ister miydiniz? Her gün ölümü hatırlamak, ve o mezarlıkta yakınlarınızın yattığını bilmek. Ya da o mezarlıkta yerinizin hazır olması, her gün balkondan o mezarlığa bakmak.

Aslında en az ölümün bilinmezliği kadar acıtan bir şeydir doğum öncesi hakkında hiç bilgi sahibi olmayışımız. Belki bu konuda bilgimiz olsaydı ölümden bu kadar ürkmezdik, ‘Ben biliyorum nereden geldiğimi, herhalde yine muhtemelen böyle bir yere gideceğim.’ diyebilirdik. Ya da ölümü bir kere deneyimleyebilseydik ve sonra yeniden dönebilseydik buraya, şöyle konuşabilirdik mesela:

- Sen kaç kere öldün hayatında ?,

- Ohoo ben defalarca gittim geldim, hiç korkulacak bir şey değil, millet ne kadar abartıyor…

- Ben bugün ilk defa öleceğim de, ondan sordum.

- Korkacak bir şey yok merak etme, gidiyorsun sonra geliyorsun gene. Sıradan bi durum…! Ama dikkat et 30. ölümün sonunda sobe! Dönemiyorsun bir daha…

- ?!


İki yanı da silinmiş dar bir gökyüzü fragmanı seyredip duruyoruz. Ortada salınan gökkuşağına hırsla iliştiriyoruz varlığımızı yaşam efektleriyle. Kadraja hiç girmeyen, orda ötede bizi bekleyen akıbetten bi haber olarak. Eğer yaşam denen şu tuhaf oyunun kuralları bu kadar ağır olmasaydı, farklı yaşamlara sahip olabilseydik ya da, ölümle düşünsel anlamda baş etme gücü bulabilirdik kendimizde. Ancak ölümün kendisine otopsi yapamıyoruz. Yalnız, ölümü betimleyemesek de, hiç ölmeyecek olmak burada çok can sıkıcı bir şey olurdu. Şu dünyada sonsuza dek yaşamayı isteyecek kaç insan çıkar ki?

Bir şeylere kafa yormak, onunla bağ kurmak, onu içselleştirmenin, ona yakınlaşmanın bir yoludur. Öyleyse ölümü düşünmek, çeşitli vesilelerle onu kanıksamak, ona karşı yabancılaşmayı üzerimizden bir nebze atar. Doğrusu bize ölüm hakkında en çok din ve felsefe bir şeyler söyler. Dinler ve felsefe ölümü “öğretir“ insana. Dine olduğu kadar bu konuda felsefeye de güvenirim; aklımı bana geri verir çünkü. Saf ve anlamsız bir mutilikten korur beni. Kendimi işaret ederek varlığımı kotarma yoluna gider. Yüzeysel anlamda ölüm hep bir korku kılığında gezer. Ne zaman başınıza geleceğini bilmediğiniz dehşetengiz bir olay gibi dillerde gezer durur.

Öte yandan kurulan ölüm rabıtaları ya da tasavvufta ölüme dair çeşitli egzersizler hep yine ölümü öğretmeye yönelik çalışmalardır. Sizin varlığından habersiz yaşayıp gittiğiniz bazı alıcıları hayata geçirirler. Ölümün sadece bir şekil değiştirmeden ibaret olduğu ve yine sadece bedenin elden çıkması olduğu gerçeğini en güzel hissettiren, bunu etinize bir levha gibi çivileyen, saf, bulanmamış, hak bir sufizmdir. Veya sufizm bunu öğreten ve yaşatan sayısız yoldan sadece bir tanesidir.

Camus, ‘Hayat yaşanmaya değer midir?’ diye sorar. Ölümden önce sorulan en güzel sorulardan biridir bu. Ama bu ölümden sonrası için de cevabı gerekli bir sorudur. Ama cevaplayabilmek için yaşamın nedenini bilmemiz gerekmiyor mu? Neden yaşıyoruz sorusunun cevabı lazım ki bu sınavda arka sayfaya geçebilelim. Hayat gerçekten yaşanmaya değer midir ki uğruna savaşıp sonra ölmeye de değer olsun? Ölümü anlamak için yaşamayı; yaşamı anlamak için ölümü öğrenmek…. İhtiyacımız olan budur. Ölüm, tüm farklılıkları, ne işe yaradığı belli olmayan hiyerarşileri durgun, sessiz, bilinemez bir noktada eşitler. Tüm insanlığı aynı seviyede buluşturan sabit bir noktada durur o. Ölüm ve yaşam iç içe ritimlerle ilerleyen bir müzikal gibidir. Ölüm ve yaşam sorunsalı, zaman ve mekana bağımlı insanoğlu için önce kendini anlamayı, kendini “bilmeyi” zorunlu kılar. Kendisi hakkında yapılan bir ağır sınav içinde yine kendisi hakkında sorulan sorulara cevap vermeye uğraşır yaşam boyu, son soru ölümle ilgilidir. Son ana kadarki sorular gibi çoktan seçmeli de değildir ki, seçme şansı olsun. Ölümle ilgili soru hayat kitabında yer almayan sayfadandır; içeriği müphem, içeriği karanlık.

Her halükarda, iyi ki ölüm vardır. Yoksa nasıl dayanırdık yaşam denen belirsizliğe? Ölümden daha acı olan şey yaşamaktır, buna ,yaşamdaki bu belirsizliğe gerçekten güç yetirebilmektir! Göğsünde rastgele sıkılmış bir kurşun gibi atan kalbinin varlığını kabullenmek, ona her geçen günde yine yaşamı sevdirmeye çalışmak, budur zor olan düşünen için. Var olan, sürüp giden hayat ırmağında boğulmadan yüzmek, derinlerden inci aparmak, onu ziynet edinmektir hem de! Algıların sahteliğini geçip, yaşadığın gezegendeki uyuma, o müthiş dengeye eşlik etmek… Daha ilerde o olmak! Varlığın hengamesini öteleyip kendine varmak! Canın ne kadar sıkılsa da, insan adıyla gezip durduğun şu topraklarda sürekli bir şeylerle savaşmanın getirdiği kekre tadı duymadan şerbetlere gark olmak! Hem çok aciz hem çok güçlü olduğunu anlayınca bu çaresiz ikilemden bir çırpıda olmayışların vadisine atlamak! Eğleşmeden dinlemek geleni, eğleşmeden yola varmak. Vakit geldiğinde bir göz kesilmek; ötesini unutmak. Daldırmak kendini ! Ne orada ne burada olmak; hem orada hem burada olmak! 'Elinde ne kaldı?' diye sorulunca, 'hiçten öte hiç' diyebilmek. 'Onu da terk et' denilirse, terk etmeyi de terk etmek!

Ölümü böyle ölene, yaşamı böyle yaşayana selam!


* suskunluk ülkesinde ihtilal adlı şiirden.


mart 2010 ankara

muslumansol.net      

8  Nisan  2010 - 00:37:03 -  150 gün önce

 
Okuyan: [208] Yorumlayan: [0] Kategori: [Edebiyat] [Yazdır]


Bu yazı için henüz yorum yapılmamış veya yorum onaylanmamış.


Yorum yap



katkı
Yazılar
Doğa Cenneti, Turizm Cehennemi ve Bir Çare Olarak İnfak Bilinci [Yavuz Soysal]
Çağın Dini ve Tarihi Sapmaları [Namık Kaya]
Gıybet, Yalan, İftira ve Oruçlu Ağızlarda Kampanya [Ayhan Bilgen]
Siyasi İslam [Yasin Ceylan]
İdeolojilerin Parçalı Kişilikleri ve Kur'an’ın Tarif Ettiği İnsan [Yavuz Soysal]
Berhan Şimşek Neyi Bilir? [Mehmet Akdağ]
Krizde 60 Milyon Kişi Yoksullaştı [ntvmsnbc.com]
Referandumda Evet Demek Dinin mi Diyanetin mi Emri? [Ayhan Bilgen]
Sivas Yasında Buluşan Kadınlar [Hidayet Şefkatli Tuksal]
Dindar Solcular [İsmet Berkan]
Orta Ümmet ve Yeni Bir Düzen Kurmak [Yavuz Soysal]
En Büyük Fitne İnkardır [Ayhan Bilgen]
İslami Çevrelere Kürt Sorununda Sorumluluk Çağrısı [Duyuru]
Mezarlık [Mehmet Akdağ]
'Kalp İbresi'ne Şerh Düşüyorum [Hayri Çalağan]
İslami Yorum E-dergisinin Yeni Sayısı [Duyuru]
"Direniş Teolojisi" Kitabı Hakkında [Tarkan Tek]
Allah ‘Eşitliği’ Takdir Etti [İhsan Eliaçık]
Kurbanları Cellâda Dönüştüren Aygıt: Ulus-Devlet [Sami Görendağ]
İşçi Hareketi ve Sendikal Yapılar [Forum Duyurusu]
Aynı Programın İki Yüzü [Yavuz Soysal]
Abdestli Kapitalizmin "Komünistlik" İthamı Neyi Perdeliyor? [Kadir Bal]
Alnınız 'AK' olsun! [Nuray Mert]
Mahallenin Ferisileri [Atilla Fikri Ergun]
Milliyetçilikle Muhafazakarlık Arasına Sıkışan İslam [Ayhan Bilgen]
Site Duyurusu [muslumansol.net]
Adım Zülfikar [Mehmet Akdağ]
Baraj Putu [Ayhan Bilgen]
Post modern Oryantalizm ve Hayvanlık [Mehmet AKDAĞ]
Güneşe Yeniden Selam Vereceğim... [Furuğ Ferruhzad]
Sol ve Kürt Sorunu [Hayri Çalağan]
İslam, Sosyalizmle örtüşür mü ? [Atilla Fikri Ergun]
Kapitalizm, İslam ve Sol [panel duyurusu]
İslami Yorum Dergisi Okuyucuyla Buluşuyor [duyuru]
Biz Kürtler Mertiz. Ya Diğerleri?
Millet Olmak Neyi Gerektirir? [Mehmet Akdağ]
"Sonucunuz Endişe Verici!" [Leyla Karaca Tok]
İslam, Sol ve Kapitalizm [panel duyurusu]
Peygambersiz Günlerin Talihsiz Çocuklarıyız [Namık Kaya]
Sivil ve Demokratik Anayasa Mitingi [duyuru]
İslam ve Sosyalizm - Muhammed Nur Denek
Ekonomi 8 Yıl Sonra Küçüldü [ntvmsnbc]
Yeni Anayasa Mitingi [Ayhan Bilgen]
Dink’in Hayalini Cami Derneği Gerçekleştiriyor [ntvmsnbc ]
Sol ve İslam Yazı Dizisi [Ruşen Çakır]
Marksist Türkiye Solunun Demokrasi ve İslam Anakronizmi yahut İslami Solun Neliği [Namık Kaya]
Halepçe [Mehmet Akdağ]
Bekaroğlu'ndan "Kürt sorunu"na İlişkin Değerlendirmeler [fikirzamani.com]
Toplu Aşk Mezarlığı [Leyla Karaca]
Allah ile Halk Arasında: Sol İslamileşiyor mu? [Akif Beki]
Tarih Okumalarında Yalancı Şahitlik [Ayhan Bilgen]
Tanrı ve Kürtler ve Tepeden Bakan Göz [Mehmet Akdağ]
Deprem Değil; Vahşi Kapitalizm [Peren Birsaygılı]
Ya Barbarlık Ya Sosyalizm [Ömer Faruk]
Kapitalizmin Dönüştürme Süreci ve Cemaatler [Özgün Duruş]
Kapitalizm ve Aşk [Salih Selçuk]
Türkün Geleceği Kürdün Millet Olmasına Bağlıdır [Mehmet Akdağ]
Cami Yolundaki Tekel İşçisini Cip Ezdi [Haber]
Alevilik ve İktidar [Hayri Çalağan]
Fakr: İmandan Korkuya [Lütfi Bergen]
Demokratik Çözüm Demokratik Türkiye Konferansı [Konferans Duyurusu]
Körüklü [Leyla Karaca]
Balçığın Taarruzu ya da İnsanın Ölümü [Lütfi Bergen]
Hz. Ali’nin Torunu Kürtler: ŞEREFLİDİR [Mehmet Akdağ]
Solun yapısal sorunlarını düşünmeye çalışmak… [Ömer Faruk/C. Murat Özgünay]
Plastik Cerrahi Hasta Sırası Muhabbetleri [Leyla Karaca]
Zehra Hanım'ın Işığını Kapatan Jip [Yıldız Ramazanoğlu]
Sohrap Sepehri [Çev.: Nihan Işıker]
Mardin'de İnanç Çalıştayı [Ayhan Bilgen]
Eğitim-Bir-Sen'li Dostlara Yürekten Manifesto
Statükonun Devamı mı Değişim mi? [Mesut Onatlı]
Sistem, Müslümanlar ve Kapitalizm [Atilla Fikri Ergun]
Rüzgârlar Soldan Esiyor [Erol Katırcıoğlu]
"İslamiyet ve Sosyalizm" Tartışmasının Videoları [muslumansol.net]
Bir Güncelleme: Putperestliğin Günümüzdeki Yansımaları [Atilla Fikri Ergun]
Dini ve Seküler Tezlerin Ezeli Arayışı: Adalet Devleti [Namık Kaya]
Zahidin İ'tizali [Lütfi Bergen]
Söylemimiz Siyasallaşıyor [Besim Altunöz]
Kısa Devre [Mehmet Akdağ]
"İslam ve Sosyalizm" Tartışması [Duyuru]
"AVM'lere Mescid İstemiyoruz" [Lütfi Bergen]
Akşam Çökerse Şairin Üstüne [Fikrettinin Yeri]
Gazze ve Kabil [Ayhan Bilgen]
İslamcıların “Kürtler”le İmtihanı [Kadrican Mendi]
Vizyonsuz Müslümanlıkla Nereye Kadar? [Namık Kaya]
Kürtler ve Siyaset [Mehmet Akdağ]
"Bu Defa" Kazanacağız [Muhammed Nur Denek]
Marksist Soldan İslami Solculuğa [Nâmık Kaya]
Stratejik Anarşist – Sorumlu Olma – Borçlu Olma – Hariçten Gazel Okuma [Mehmet Akdağ]
Din ve Evrensel Çözüm Arayışı [Ayhan Bilgen]
Anadolu'da Müslüman Olmak [Lütfi Bergen]
Hırsızlık Caiz mi? [Muhammed Nur Denek]
"Ezilenlerin ve Yoksulların Sesi Olarak İslam" Başlıklı Konferansın Video Görüntüleri [Celal Işık]
"Ezilenlerin ve Yoksulların Sesi Olarak İslam" Başlıklı Konferans Hakkında Bilgilendirme [Celal Işık]
Kerbela [Ayhan Bilgen]
“Ezilenlerin ve Yoksulların Sesi Olarak İslam” [Konferans Duyurusu]
Sipariş Üzerine Kürt Kumaşı Üretmiyoruz [Mehmet Akdağ]
Zenginle Yoksul Arasında 8 Kat Gelir Farkı Var [Bianet]
Müslüman Sol Üzerine [Muhammed Nur Denek]
Başka Semtin Çocukları : “Biz Buraya Ait Değiliz Abi” [Mehmet Akdağ]
Milliyetçi Sol’un Açmazları ve Özgürlükçü Sol [Serdar Aksoy]
Yeni Sol Parti Nasıl Tutar? [Murat Aksoy]
Sağda Tarihsel Bir Kırılma ve Müslüman Vicdanı [Hüseyin Karaca]
En Yoksullar Ama Müslümanlar [Besim Altunöz]
‘Meşveret’in ve ‘Demokrasi’nin İzinden Gitmek [Erol Katırcıoğlu]
Doğum [Mehmet Akdağ]
Komşusu Aç Yatarken Prada Giyen Kimdendir? [Onur Bakır]
Bu Toprakların Partisi [Besim Altunöz]
Sadede Gelelim [Cem Somel]
İstanbul'da Sonbahar ve Louis Althusser [Peren Birsaygılı]
'Allah'ı ve 'Ahlak'ı Yok Saymak Ne Kazandıracak? [Bülent Ayrancı]
Kürt Sorunu Karşısında Türklerin 'Beyaz Dindarları' [Selahattin Üneş]
Direnişçi Zühd [Lütfi Bergen]
21 Kasım Tarihli Tanışma ve Tartışma Toplantısının Notları [muslumansol.net]
21 Kasım Tarihli Tanışma ve Tartışma Toplantısının Fotoğrafları [muslumansol.net]
Toplantı Duyurusu [muslumansol.net]
'Abdestli Kapitalizm' [Ece Temelkuran]
Erol Yarar ve 'Bir Lokma-Bir Hırka' Devri [Yüksel Bayram]
Dinle Ebu’l-Kasım’dan [İhsan Eliaçık]
MÜSİAD Kurucu Başkanı Erol Yarar Hakkında Ekşisözlük'te Yayınlanan Entry'ler
Ebu Zer’in Temsil Ettiği İslam [Mehmet Bekaroğlu'yla Röportaj]
Lanetli Sermaye İmparatorluğu (Muhammed Nur Denek)
Cumhuriyet Fazilettir, Ama... [Ayhan Bilgen]
'Müslüman Elitler Güç ve İktidara Tapınıyor [Dücane Cündioğlu]
Dideban(da) Açarsa Pivok Mostara Örtü Olur [Mehmet Akdağ]
İslam'ın Özü: Adalet [Kitap Duyurusu]
‘Ebuzerleşmeyelim İnşallah’ [İhsan Eliaçık]
İslam'da Bilgi Kaynakları [Ayhan Bilgen]
Dünyadaki Açların Sayısı En Üst Seviyesinde [haber-ntvmsnbc]
Bedevi Müslümanlık [Derviş Keskin]
‘1 Milyar İnsan Hangi Suçundan Dolayı Aç?’ [İhsan Eliaçık]
Ülke(leri)mizde (Hangi) Kriz Derinleşiyor ! [Hayri Kırbaşoğlu]
“Amentü” Şiirine Dair Bir Ufuk Kazanma Denemesi [Metin Tonbul]
İlahiyatçıların sorunu sadece dilde mi? [Ayhan Bilgen]
İslam Tarih Felsefesi [Derviş Keskin]
Nasıl Bir İttihad-ı İslam? [Peren Birsaygılı]
Cami Mahyalarındaki Komik Laiklik [Ayhan Bilgen]
O Mahyaların Altında Namaz Olur mu ? [Yıldıray Oğur]
Ceylan İçin... [Derviş Keskin]
İşsizlik-2 [Yüksel Bayram]
Ah Şiiri bir de Yazılan Şeylerden İbaret Saymasak [Mehmet Akdağ]
İslam Sermaye (Mal) Biriktirmeyi Yasaklar [Muhammed Nur Denek]
Kapitalist Moderniteyle Hesaplaşmadan Özgürleşilemez [Ayhan Bilgen]
İslam Dini [Derviş Keskin]
İşsizlik [ Yüksel Bayram]
Fatiha'nın Diyalektiğe İşaretleri [Lütfi Bergen]
Marksa Göre Din ve Yabancılaşma [Erdoğan Ahmet]
Doğrudan Ortakçı Demokrasi [Derviş Keskin]
İçe dönük, Dışa Dönük Dünyalar [Nabi Yağcı]
Ramazan Programlarında Tasavvuf Etkisi mi ? [Peren Birsaygılı]
Sendikalaşma ve İstihare [Yüksel Bayram]
Ramazan Kelimelerinin Dünyası [İhsan Eliaçık]
İslam Sınıflı Toplumu Reddeder [Muhammed Nur Denek]
Kapitalizm [Derviş Keskin]
Din ve Sol [Cemil Ertem]
Güçlü Ordu, Yeşil Sermaye, 6 -7 Eylül Olayları [Ayhan Bilgen]
Türkiye'de Sağ İdeolojinin Açmazları [Hüseyin Karaca]
Ekşi Sözlük'te muslumansol.net
Orta Toplum’un Çağdaş Toplumsal Yapıları [Derviş Keskin]
"İlahi Kredi": Piyasacı Dindarlığın Kârlı Borsasında Müjdeler! [Serdar Özmen]
Oruç, Bireysel Öz Denetimden Sosyal Sorumluluğa Açılan Kapı Olmadıkça [Ayhan Bilgen]
Sizi Rahatsız Etmekten Nefret Ediyorum [Eduardo Galeano]
İslâm Sosyolojisi (2) [Derviş Keskin]
Kitap Okuyan Kadınlar [Cihan Aktaş]
Gece Vakti Deniz Kenarında Yürüyordum... [Melek Güneş]
Zemzemle Rakı İçilmez!
İslam Sosyolojisi [Derviş Keskin]
Çivisi Çıkmış Dünya / Amin Maalouf [Hüseyin Çakır]
Para tanrısı Mamon [İhsan Eliaçık]
Reddiye [Mehmet Akdağ]
Zengincilik Doktrini, Yoksulluk Hali, Adalet İlkesi ve Siyasetin Yeni Zemini [Kenan Çamurcu]
İslam'ın Özü: Sosyal Adalet [Muhammed Nur Denek]
Uslu Sendikacılar ve Özel İstihdam Büroları [Mehmet Bekaroğlu]
Kardeşlik Kürt Sorununu Nasıl Çözer ? [Selahattin Üneş]
Müteahhit Ali’ler kadar becerikli olamayan fakir Müslüman gençler [Mehmet Akdağ]
Avludan Balkona Çıkan Dindarlık [Dücane Cündioğlu]
Zamanın Ruhu Değişti [İhsan Eliaçık]
Ulus-devlet ve Sol [Mehmet Nuri Durmaz]
'Sol Hep Din Düşmanı Oldu' [Zülfü Dicleli ile Röportaj]
Karıncanın Kanatlanması [Hakan Öztürk]
Sınıfsız Toplumculuk [Derviş Keskin]
Müslümanların Kapitalizmle Hesaplaşmaya Niyetleri Var mı ? [Ayhan Bilgen]
İnönücü CHP Yolun Sonunda: Siyasetin Sol Kanadı Nasıl Temsil Edilecek? [Kenan Çamurcu]
Bizim Bir Aklımız Var mı? [Ali Bulaç]
Ekonomik Adalet Mümkündür [Hasan Köse]
Kaç Paraya Satılıyor [Peren Birsaygılı]
Tarihsel bir Hayal [Talat Ulusoy]
Özgürlükçü Sol ve Din [Serdar Aksoy]
Marx ve Allah Arasında Ali Şeriati [Nathan Coombs]
Akla ve Vicdana Çağrı [Hasan Köse]
evlilik teklifi [Mehmet Akdağ]
Sağcılar ve Solcular ya da İyiler ve Kötüler [Osman Eskicioğlu]
Madımak İçin Vicdan ve Adalet Çağrısı [Muslumansol.net]
Din ve Sağcılık [Mustafa Tekin]
Dünya'yı Mülk; Mülkü Devlet Edinmek [Abdurrahman Arslan]
Islam and the Moral Economy: The Challenge of Capitalism [Kitap Tanıtımı]
Islamic Socialism [Wikipedia'dan]
Mağduriyet [Mehmet Akdağ]
İslam’ı Yıkan Üç Şey (3M) [İhsan Eliaçık]

Bu Kitabı Herkes Okuyamaz! [Taha Enesoğlu]
Mümin Kadınlar ve Mümin Erkekler [Murat Aydoğdu]
Yeşil Rasyonalizm, Sol İslam, Adalet Devleti: Zihnimiz Yeni Siyasi Kavramlara Hazır mı? [Kenan Çamurcu]
BI ŞEV U BI ROJ HİV U TAV [Mehmet Akdağ]
Yalancı Bolluk [Cihan Aktaş]
Karl Marx'a İntihal Suçlaması [Peren Birsaygılı]
Müslüman Sol ve Bir Bardak Su [Yüksel Bayram]
Türklerde Otoriteryenliğin ve İtaatkârlığın Dinî-Kültürel Kökleri [İlhami Güler]
Din Söyleminden Zengin Olunur mu? [İhsan Eliaçık]
İslami Sosyeteye Tepki! [Peren Birsaygılı]
"Para, Onu Sevenleri Her Zaman Terbiye Eder" [Mehmet Eroğlu'yla Röportaj]
Peygamberimiz Neden “Zengin” Değildi ? [İhsan Eliaçık]
Müslümanlar Kimlere Oy Vermez? [Ayhan Bilgen]
Bardakoğlu’nun Zorunlu Din Dersi Israrı Üzerine [Ertuğrul Cenk Gürcan]
"Saadet Partisi'nin Doğal İttifakı Sosyalistler Olabilir" [Besim Altunöz]
Dindarların Sınavı [Selahattin Üneş]
Din ve Siyaset [Zeki Kılıçaslan]
İlhami Güler ve "Direniş Teolojisi" [Talha Hakan Alp]
"Direniş Teolojisi"ne Duyulan İhtiyaç [İlhami Güler]
"Sağ"dan Demokrasiye Yol Çıkar mı ? [Selahattin Üneş]
Adalet, Mağdurlar ve Sol [Erol Katırcıoğlu]
Fahriye Abla ve Mahalle Baskısı [Mehmet Akdağ]
Günümüzün İmamları Nasıl Olmalı? [Mehmet Altan]
Dindarlar [Ahmet Altan]
Sosyalizm İslam’a Uyar mı? [Mustafa Akyol]
The Making of the Muslim Left [Ali Eteraz]
Yeni Muhalif Dil [İhsan Eliaçık]
Musa'nın ve İbrahim'in Sahifeleri [Peren Birsaygılı]
Müslümanla Solcu Aynı Zaafa Sahip [İsmet Özel'le Röportaj]
terk edilmiş vagon [Mehmet Akdağ]
"Muhafazakar Sol": Türk Sağının Kendi Solu [Alper Ecer]
Devrimci Sağ-Muhafazakâr Sol [Mümtaz'er Türköne]
Müslüman-Sol Hareket Üzerine [Hamdi Mert]
"Müslüman Sol" [Ahmet Taşgetiren]
'Müslüman Sol'a Ne Oldu? [Nuray Mert]
Cemaatçi Sol [Lütfi Bergen]
İlk Cinayet [Mehmet Akdağ]
Sağ Elimiz Müslüman Sol Elimiz Kâfir mi? [Arif Bilgin]
Seçimler ve Türkiye'de 'Sol ile 'Sağ' [Eylem Akdeniz]
'Besmele' çekerken… [Fehmi Koru]
Müslüman sol veya sol Müslümanlık [Nuray Mert]
Karikatür - Hakiki Solcular, Gerçek Müslümanlar [Yüksel Bayram]
Soldan Vuruşşş Goooolllll [Fikrettin'in Yeri]
Sosyalizm ve Dini İnanç [Murat Belge]
Solcu ve Müslüman [Murat Belge]
Müslüman Sol-1: İslamdan Sola Yol Çıkar mı? [Fethi Sipahi Tan]
Müslüman Sol-2: İsmet Paşanın Ettiği [Fethi Sipahi Tan]
“Müslüman Sağ” (1) [Cyrano de Bergerac]
Müslüman Sağ (2) [Cyrano de Bergerac]
ÇIKIŞ METNİ
Namaz Kılan Sol [Emre Aköz]
Peki Ya Chawrasizm Nasil ?
Müslüman Solcu Olabilir mi ? [Ayhan Bilgen]
Entegrizm, Diğer Adıyla Yobazlık [Selahattin Üneş]
ÇIKIŞ METNİ
1918’de Bir İslamcı-Sosyalist [Esat Arslan]
Sevgilime Bir Koşu [Mehmet Akdağ]
Nurettin Topçu ve Müslüman Anadolu Sosyalizmi [Ümit Aktaş]
'Ben daima Müslüman bir solcu oldum'
Sol, Laiklik ve Gündelik Demokrasi [Dilaver Demirağ]
Türkiye'de Sol Tabular 1 Pozitivizm solun afyonudur [Dilaver Demirağ]
Solcu olmak, iyi bir Müslüman olmaya engel değil
İslamiyat Dergisi-
Ahmet Hakan’ın Başlattığı Tartışma Tempo’nun Kapağına Taşındı
'İslamcı eşittir sağcı' mı? (2) [Ahmet Hakan]
'İslamcı eşittir sağcı' mı? (3) [Ahmet Hakan]
İnternet Siteleri
Dinle Çatışmayacak Sol Lâzım


Haftanın Sözü

     
Neo: Gözlerim neden acıyor?

Morpheus: Çünkü onları hiç kullanmadın.


Matrix filminden  


Reklam ver

Anket
    Referandumda hangi yönde oy kullanmayı düşünüyorsunuz?

Evet  38 oy
% 40  
Hayır  38 oy
% 40  
Oy kullanmayı düşünmüyorum  18 oy
% 19  

Toplam: 94 oy kullanıldı.


Reklam ver


 


Ziyaretçi istatistikleri 1 Mayıs 2009 tarihinden itibaren tutulmaktadır. Sitede yayınlanan yazı ve yorumların hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir. Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir. 2009 CopyLEFT Müslüman Sol