MüslümanSol

  katkı

 

Kategoriler
ÇIKIŞ METNİ
Değerlendirme Yazıları
Haberler
Basından
Duyurular
İnternet Siteleri
Edebiyat
Mizah
Kaynakça

En yeni 7 yazı
Doğa Cenneti, Turizm Cehennemi ve Bir Çare Olarak İnfak Bilinci [Yavuz Soysal]
Çağın Dini ve Tarihi Sapmaları [Namık Kaya]
Gıybet, Yalan, İftira ve Oruçlu Ağızlarda Kampanya [Ayhan Bilgen]
Siyasi İslam [Yasin Ceylan]
İdeolojilerin Parçalı Kişilikleri ve Kur'an’ın Tarif Ettiği İnsan [Yavuz Soysal]
Berhan Şimşek Neyi Bilir? [Mehmet Akdağ]
Krizde 60 Milyon Kişi Yoksullaştı [ntvmsnbc.com]

En çok okunan 7 Yazı
İslam'ın Özü: Sosyal Adalet [Muhammed Nur Denek]
ÇIKIŞ METNİ
İslam Sermaye (Mal) Biriktirmeyi Yasaklar [Muhammed Nur Denek]
İslam Sınıflı Toplumu Reddeder [Muhammed Nur Denek]
Müslüman Solcu Olabilir mi ? [Ayhan Bilgen]
'Ben daima Müslüman bir solcu oldum'
İslam ve Sosyalizm - Muhammed Nur Denek

Reklam ver

Ziyaretçi sayısı
Online 2
Bugün 69
Toplam 105349

 Marksist Türkiye Solunun Demokrasi ve İslam Anakronizmi yahut İslami Solun Neliği [Namık Kaya]
 

Marksist Türkiye Solunun Demokrasi ve İslam Anakronizmi yahut İslami Solun Neliği [Namık Kaya]


     
Sağ ve sol, siyasetin değil sosyal bilimlerin terimleridir. Siyaset, pek çok şeyi olduğu gibi bu terimleri de çirkinleştirmiştir. Ancak sağduyu sahibi kimse, politik zafiyetlerine ezilenler gibi konuşmamalıdır. Bu bağlamda taraf tutma, fanatizm bir tür hastalıktır; ümmet, bu hastalıklardan kurtulmanın yolunu aramalıdır. Aksi takdirde mağlubiyet ve mağduriyet yeryüzünde devam edecektir. Müslümanlar, kavram kargaşası içinde rüzgar gibi savrulup gidiyor. Sıradan bir insan olmak yerine, entelektüel bir Müslüman olmanın zamanı gelmedi mi diye kişiler kendilerini sorgulamak zorundadır. Kendini, hayatı, devleti, aileyi, eğitimi, savaşları, dünya barışını yeniden ve Müslümanca bir bakışla değerlendirme zamanı geçmemiştir.

İlahi bir dini insan karihasının son dönem ürünlerinden olan sağ ve sol kavramlarının içine katmak mümkün müdür ? Din ile dünyevi kavramlar ne ölçüde örtüşebilir. İlahi / semitik / İbrahimî bir din olan İslam, “Musevilik ve Hristiyanlık“ dininin maruz kaldığı gibi ideolojik çatışma içine düşebilir mi ?! İslam, ideolojik çatışmalara hiç alet edilmiş midir?... türünden pek çok soru sorabiliriz. Sağ ve sol kavramlarının Doğu toplumlarına ait olmaması bizi şaşırtmamalı. Solun tarihsel geçmişindeki materyalist bakış Türk solu tecrübesiyle eşleştirilmemeli. Sol, bir bakış açısıdır; tıpkı sağ gibi. Hayata, insana, eşyaya, tabiata, ekonomiye ve geleneklere karşı belirginleştirilen bakış tarzı bir düşünceyi sol veya sağ yelpazeye yakın tutar.

Sol ve sağ, bir Müslümanın zihninde farklı çağrışımlara sebep olur. Mesela mezheplere bakışımızda, devlet sistemlerini ve tasavvuf hareketlerini değerlendirmede, Kur’an’ın hukuk normlarını hayata uygulamada, cemaatçi teşkilatlanmalardaki rehber şahsa mutlak itaat prensibinde sağın ürettiği argümanlarla solun alternatifi farklılık arz eder. Dinin çıkış biçimini bile sağ ve sol çerçeveye oturtmamız imkan dahilindedir. Sol, İslam'la yan yana gelince Türkiye tecrübesi nedeniyle antipati oluşturabilir. Çünkü geleneksel ve ideolojik Türkiye solu materyalizmle flört eden bir akımdır ve Karl Marx’ın "Din, halkların afyonudur; din, zenginlerin fakirleri / mağdurları / mazlumları aldatmak için ürettikleridir" tezini esas alır. Marks’ın tezi Hristiyanlık ve Musevilik tarihinde geçerli bir tesbittir. Bununla birlikte kitaba uyan değil de kitabına uyduran Müslümanlar’ın tarihinde din sadece Allah-insan ilişkisi olarak kalmamıştır. Bunun en tuhaf örnekleri de insanları zorba sistemlere itaat ettirme, saltanata boyun eğdirme, şeyhlere bel bağlama, idarecilere itirazda bulunmama; yönetici, zalim / fasık olsa da susma ve sabrı tercih etme gibi tüm kabuller dinleştirilmiştir. Sıraladığım uygulama ve anlayışlar İslamî bir tavır olmayıp geleneksel teamüllerdir ve dinleştirilmiş bir Ortadoğu zihniyetidir. Marks’ı eleştirirken şûrâdan saltanata, Kur’an’dan mezhep taassubuna, ümmet bilincinden kavmiyet hastalığına, tevhitten tefrikaya batmış sözde Müslümanları arındırmak hatasına düşülürse yanlışın ekmeğine yağ sürülmüş olur. Şûrâyı terk eden toplumun, saltanatı haklı çıkarmak için kardeş katlini ve dolayısıyla devlet terörünü caiz gösterme tavrı, suçun kabahatten fazla olması bahtsızlığıyla eşdeğerdir. Şûrâ sistemini, hele hele sıradan bir bakanlar kurulu zanneden mantığı ciddiye almak, ciddiyetin onuruna dokunur.

Müslümanların tarihinde Sünnilik / Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat mezhebi, sağ karakterlidir. Sünnilikteki sünnetin tarihsel anlamı, Müslüman toplumun geneli tarafından kabul gören anlayış ve davranış biçimleri anlamını taşır. Sünnet bugünkü anlamını H.3.yy’dan sonra kazandı. Ehl-i Sünnet ifadesini ilk kullanan Emevi kralları, devletin zulmüne ses çıkarmayan, sabırla köşesinde bulunup idareyi sorgulamayan, sadece ahireti düşünüp etliye sütlüye karışmayan insan tipi üretmenin simgesel sözcüğü olarak kullandılar. Sünnet kelimesine yüklenen bu anlam zamanla peygamber tavrıymış gibi ümmete de yutturuldu, bilenler de kendilerini tekkelere attılar yahut sustular. Tüm saltanat sistemli Müslüman devletler, Emevi tarzı İslam anlayışını diri tuttular. Sünniliğin siyasetteki en yaygın uygulamalarından biri Osmanlı’nın "Zillullah-ı fi’l-Arz (yeryüzünde Allah’ın gölgesi)" yakıştırmasını padişahlara mahsus bir ünvan biçiminde kullanmasıdır. Bu ünvan hem eski Türk hakanlarına verilen kutsallıkla ilişkilidir hem de Emevi hokkabazlığının yansımasıdır.

Sağ; otoriteyi yüceltme, statükoya sorgusuz itaat, tepkisizliği toplum ahlakı haline getirme, milliyet-çi olma, töreleri toplumun belirleyici ana unsuru sayma, ataları yüceltme, toplumsal tabakalaşmayı (soylu, efendi, ağa, paşa…) benimseme, muhafazakarlığı hayat biçimi yapma anlayışıdır ve Kur’an’ın tezleriyle çatışmayı temsil eder. Sol; düşünce özgürlüğünü, adil paylaşımı, insanlığın hukuki eşitliğini, değişim yanlısı olmayı, gelişim sürecini kabullenmeyi, toplum tabakaları arasındaki sosyal adaletsizliği gidermeyi ifade eder. Solu Sovyetlerle, Küba’yla, Çinle eşdeğer tutmak yanlıştır. Onlar, ateist ve mutlak maddeci bir dünyanın solcuları olup Hristiyanlık’ın sapkın tanrı tasavvuruna ve ruhbanlık sistemine -haklı olarak- başkaldırdılar. Sol, komünizme taraftar olmak değildir, ancak komünist solcular da vardır. Bu minvalde Marksist, Leninist ve Maoist solcular dünyaya evrimin, ateizmin, zulmün başka bir tarafı olarak katıldılar. Sol ile ateizmin veya sol ile zulmün birleştirilmesini reddetmek gerekir; Allah ile barışık solu tercih etmek Müslümanca tavırdır.

Rahmetli Nurettin Topçu, "Sosyalizm, asrımızda hiç benzeri görülmemiş şekilde çiğnenen kul hakkı davasıdır. Sosyalizm, bahtiyar beldenin hayat planıdır" der. Bunda şaşılacak nokta bulamıyorum. Hatta yine rahmetli Nurettin Topçu’nun "Sosyalizm, devrimizin şeriatıdır. (yasasıdır, hukukudur)" demesine şaşmamak gerekir. Çünkü o, Kur’an’ın dinamiklerini seslendiren anlayışın şimdi sol yelpazede yaşandığını anlatmaya çalışmaktadır. Ancak solculuğu tabulaştıran anti-demokrat solcuları bu gerçeklerden tenzih ederim (!)

Demokrasi, kendi içinde farklı yorumlara tabi olan bir sistemdir. Demokrasi, kendi başına bir değer olmayıp, insanlığın tecrübeler sonucu ulaştığı bir paradigmadır. Demokrasi kutsal değildir; ancak kutsal olan insana hizmet verme metodudur. Demokrasinin içini sosyal ve liberal anlayışla doldurmak ne kadar doğalsa, İslam'la doldurmak da o kadar normaldir. Ancak bu durum demokrasi’nin “seküler mantık ve Hristiyan ahlak“ ürünü bir gerçeklik olduğunu değiştirmez. Demokrasi, kültürlerin uzlaştığı ortamın adıdır ve laik temeller olmadan yaşama şansı yoktur. Laiklik ruh, demokrasi bedendir. Bilhassa Anglo-Sakson coğrafyanın demokrasi anlayışı, özgür insan modelini üretir ve gerçek laikliğe kapı aralar. Bu bağlamda konuşursak solculuk, insanın özgürleştirilip aydınlatılması ve dogmalardan arındırılmış mantıkla dünya görüşü belirlemesidir. Batı’daki solcular, bu tür bir sonuca, aslı bozulmuş Hristiyanlık’tan uzak durarak ulaşmışlardır.

Laiklik, hür iradenin din ve mezhep seçiminde özgür davranma garantisiyken; demokrasi, zihnin dogmalardan arındırılması ve kişilere karşı önyargıyı terk etme tavrıdır. Fakat Marksist Türk solu, laiklik ve demokrasi konusunda özürlüdür. Çünkü Türkiye’nin Marksist solcuları, tarihinde hiçbir zaman gerçek demokrasiyi ve özünde laikliği savunmadılar. Laikliği camilerin açılması ve oruç tutmakla sınırlayıp, demokrasiyi diskotekte vakit öldürüp rahatça şampanya yudumlamaktan öte anlayamadılar. Ayrıca hayali bir dindar profili çıkararak İslam’ı gerilik, Müslümanı karanlık modeli kabul ettiler. Marksist Türkiye solu genel olarak önyargı, insafsızlık, tahammülsüzlük sembolüdür. Karşıdakini anlamanın yanında olmayan Marksist nitelikli Türk ve Türkiye solu, karşıyı anlamlandırmanın ve düşman üretmenin adresi olmuştur. Marksist Türkiye solunun geneli, hırçındır ve anti demokratik meyilleri vardır. İktidara gelmek için yavuz hırsız rolüne bürünerek “ordu göreve“ diyebilir, orduyu halk gözünde demokrasi düşmanlarıyla işbirliğine giden kurum biçiminde lanse edebilir. Bunu yaparken de demokrasi şampiyonluğu ve laiklik çığırtkanlığı sergiler. Mesela Menderes’i asan zihniyet Türk sağı değildir. Sosyal depremler, anti-demokratik uygulamalar, insanları andıçlamalar, başörtüsüne insafsızca ve düşmanca kin kusmalar, İslam’ı entelektüel bazda anlama konusunda zihinsel özürlülük ve daha nice herzeler Marksist Türkiye solunun genelinin karnesini süslemektedir.

Gerçek bir aydınlanmayı hiç istemeyen, entelektüel Müslümana tahammülü olmayan, özgürlükleri ilginçtir ki laiklik ve demokrasi adına yok etmeyi başarı (!) sayan, 1940’lı yılların baskıcı zihniyetine özlem duyan, 2000’li yılları 1940’lara geriletme eğilimiyle coşan bir zihniyet ülkemize, ahlakımıza, dinimize, ekonomimize, sosyal yaşantımıza, politik referanslarımıza hiçbir şey veremez. Kur’an’ın “De ki: Ey nankörler / Ey gerçeği örtenler! Tapmam taptıklarınıza, kulluk etmezsiniz kulluk ettiğime, kul değilim sizin taptığınıza ve ibadet edenler değilsiniz benim ibadet ettiğime. Sizin dininiz size, benim dinim bana."(Kafirun Suresi) mesajındaki evrensel tahammül, Marksist Türkiye solunun ekseriyetinin tanımadığı ve asla tanıyamayacağı bir algı perspektifidir. Dedem, İvriz Köy Enstitüsü mezunuydu. Sadece ondan işittiğim hatıralar bile Marksist Türkiye solunun ekseriyetinin ülkeye ne tür zayiatlar verdiğini göstermesi açısından bana yeter.

Solcularımız, ekseriyetle, İslam’ı kaynağından entelektüel bazda anlamak için asla kafa yormazlar; çünkü Kur’an’ı anlamak onları korkutur. Kur’an’dan ürkerler ve Kur’an onlar için sadece cenazede ve namazda okunması gereken tanrısal bir kitaptır. Bundan fazlası ya dincilik yahut cinciliktir; bunlar da irtica cadısının Gargamel yeğenidir.

Marksist Türkiye solcularının ekseriyeti, Kur’an’ın siyasi, sosyal, ekonomik, psikolojik, antropolojik, pedagojik bakış açılarından ve tarihsel sürece tanrının müdahelesinden asla haz etmezler. Buna rağmen kalkıp dinden ahkam keserler. Sorarım onlara, size bu lafbazanlık serbestisini hangi bilimsel alt yapı, hangi ahlaki değer ve hangi pragmatist tanrınız vermiştir? Demokratik sistemi anti-demokratlığına vesile eden Marksist Türkiye solunun ekseriyetinin gaflet ve dalalet içindeki bireyleri uyanmalı ve milli değerlerine karanlık ellerin yönlendirdiği gibi değil, Kur’an’ın refere olduğu tarzda bakış geliştirmelidir.

Demokrasiyi entelektüel anlamda tarihsel ve siyasal süreciyle kavrayan Müslümanlar da konjonktürü iyi okumalı, laiklik, demokrasi ve İslam’ı evrensel değerler zemininde çağın diline uygun dillendirmeli. Öğretmeni, milletvekili, parti başkanı, doktoru, aydını, gazetecisi, televizyoncusu, tiyatrocusu, edebiyatçısı vs. her meslek grubu öncelikle Müslüman olduğunu fark etmeli ve İslam’ın siyaset, ekonomi, insan algısı konularındaki tezlerini çok iyi kavramalı. Dünyadaki zalim ideolojilerin, sömürü düzenlerinin, sosyal ve ekonomik dengesizliklerin tek çözüm adresi Kur’an’a dayanan İslam entelektüalizmi olduğu hatırdan çıkarılmamalı.

Dünyanın tüm insanlarını aile kabul eden Kur’an’dan Marksist Türkiye solu çekinmesin ve tanımadıkları Kur’an karşısında samimiyet testinden geçsinler. Müslümanım deyip "tanrının hakkı tanrıya, Sezar’ın hakkı Sezar’a" biçiminde bir anlayışa zımnen sahip çıkıp tanrıyı göklere mahkum eden ve hayattan soyutlayan bir din anlayışı eğer solcularımızda varsa, İslam’a mensubiyetlerini gözden geçirsinler. Bu tür Hristiyanlaşmış bir İslam’ı Kur’an asla kabul etmez. Müslüman aydınlar, İslam’ın nurunu ülkenin gerçek entelijansiyası olarak Marksist Türkiye soluna anlatmaya devam etsinler. Türk solcuları da Kur’an merkezli İslam’ın aydınlığıyla aydınlansınlar. Müslüman her entelektüelin temel görevi Hümaniter felsefe ve aydınlanma ideolojisinin sahteliklerini ortaya çıkarmak ve alternatifini bilimsel tezlerle ortaya koymaktır. Marksist Türkiye solunun en kısa zamanda hakikatı kavrayacağını umuyorum; ancak yaptıkları yapacaklarının garantisiyse ümidimi geri alıyorum.

Sol yelpazeden İslam’ı yorumlamak klasik kabullere ters görülebilir. İslam’ın sol yorumu, tasavvufun ve Bâtınî te’villerin yorumuyla içselleştirilmiş günümüz İslam anlayışıyla örtüşmeyebilir. Bu gerçek bir yana İslam’ın sol yorumunu şu şekilde anlayabiliriz:

1. İman ve akıl mı daha önce gelir denilince "akıl, imandan önce gelir" düşüncesini kabul etmek. Yani aklı olmayanın dini olmaz ilkesini sıkı sıkıya benimsemek.

2. İnsanı özgür kabul edip alın yazısı kavramını reddetmek. Eylemlerimizde mutlak özgür olduğumuzu ve bu sebeple sorumlu tutulduğumuzu kabullenmek. Kaderi tabiat kanunları ve doğal yasalar dışına çıkarmamak.

3. Akıl ve nakil karşı karşıya geldiğinde aklı esas alıp nakli yorumlamak. Tüm nakilleri bilgiyle zenginleşmiş, tecrübeyle donanmış ve başka akıllardan da yararlanan bir mantıkla elekten geçirmek. Nassa karşı aklı çalıştırarak faydalanma yoluna gitmek.

4. "Hayır, Allah’tan; şer, insandandır" fikrini benimsemek. Yani Allah şerri yaratmaz, insan tabiatın tersine giderek şerri üretir. İnsan; ahlak, tabiat ve evren yasalarıyla çatışan bir davranış içine girince de felaketlerle karşılaşır. Bu bağlamda kıyameti koparan insanın bizzat kendidir.

5. Ahireti hayat sürecinin yeryüzündeki başkalaşmış devamı saymak. Adem’in yaratıldığı cennet de Adem oğullarının devam edeceği cennet de yeryüzüdür. İnsanlık kendi felaketini hazırlayıp da kıyametin kopuş sebebi olduktan sonra yeniden yaratılış aynı mekan üzerinde gerçekleştirilecektir.

6. Amel ve iman, birbirini tamamlar bütünlüktür; birbirinden ayrı düşünülemez görüşünü savunup imanı amelden bir parça kabul etmek. Eyleme geçmeyen bir kabulleniş biçimi adaleti, barışı, estetiği ve iyiliği hakim kılmayacağından hatta zumlu, savaşı, çirkinliği ve kötülüğü yok edenlere fayda getirmeyeceğinden bir kıymet taşımaz. Çünkü Kur’an iman ve eylem birlikteliğine vurgu yapar. Öyle ki tanrıya iman etmeyen ancak adalet, barış, estetik ve iyilik için savaş veren kişi pasif müminden üstündür.

7. Maveraünnehir Hanefilik’i, İbn-i Haldun’un tarih felsefesi, Mutezile görüşleri, Şatıbi’nin Makasıd-ı Şeria’sı ve Fazlurrahman düşünceleri etrafında bir senteze ulaşmak. Dahası Ali Şeriati, Mustafa İslamoğlu, Hasan Hanefi, Sezai Karakoç, Mehmet Akif Ersoy, İhsan Eliaçık, Muhammed Abdüh, Ali Bulaç, Hayri Kırbaşoğlu, İlhami Güler, Mustafa Öztürk, Muhammed İkbal, Aliya İzzet Begoviç ve Nasr Hamid Ebu Zeyd etrafında oluşturulan müktesebat ile yeni bir İslami düşünce perspektifi geliştirmek. Bu bağlamda Matüridi’nin İslam coğrafyasında ilk İslami felsefe klasiği olan Kitabu’t-Tevhid’ini yeniden gözden geçirip İslami aydınlanmanın inşasını gerçekleştirmek.

8. Sahabeyi üstün insanlar olarak değil, peygamberin eğittiği ve zaafları olan insanlar kabul ederek Vahşi’nin Kufe’de alkol komasından ölmesini, Halife Osman’ın Ümeyye oğullarına inisiyatif sağlamasını, sahabeden pek çok kişinin Arap asabiyeti taşımasını beşeri ve tabii bir zafiyet sayıp ulaşılmazlık etiketini ve sahabe tabusunu Kur’anî bir anlayışla reddetmek. Tarihi yücelten değil tarihi anlamaya çalışan ve tarihi şahsiyetlerden çağına yol haritası üretme noktasında yaralanan bir mazi anlayışı üretmek. Yani tarihi kaçışın ve çaresizliğin limanı olmaktan çıkarıp sadece ders ve ibret konumunda tutmak.

9. Muhafazakâr, tutucu ve dogmatik kabuller yerine "Allah, her an yeni bir iş ve oluştadır." ayetinin anlayışına uygun olarak sürekli değişim ve gelişim taraftarı olmak. Bunun yolunun da tabulaştırılan bütün değerlerin eleştiri, sorgulama, analizden geçirilerek oluşabileceğini bilip eyleme geçmek. Müslüman; muhafazakar, gelenekçi, tutucu, ırkçı, militarist, kör itaatçi olamaz deyip fiilen bunu ispatlamak.

10. Kur’an’ın hukuk kurallarının değişken olacağını, hukuki tavsiyelerinin şartlara göre değişebileceğini, çünkü amacın korunması için tarihsel araçların konduğunu ve fıkıh geleneğindeki içtihatların bunu net anlattığını beyan edip hukuk ilkelerinin ve tevhit esaslarının değişmeyeceğini kabullenmek. Yani kanunlar değişkendir ama kanunun ruhu olan hukuk sabittir ilkesini dikkate alarak Kur’an’ın kanun hükmündeki emirlerinin zamana ve şartlara göre değişebileceğini ancak hukuki amacın değişmeyeceğini kabul etmek. Mesela yetim kızları ve dul kadınları korumada bir zamanlar çare olan çok kadınla evlenme çözümünün günümüzde evlilikle değil de kadına iş bulma ve kadını kendi ayakları üzerinde duracak biçimde eğitme anlamında değiştirilmesi gibi.

11. Ataları, şeyhleri, devlet adamlarını, fıkıhçıları (İslam hukukçusu) arızaları da olan insan kabul edip onlara olağanüstülükler vermemek ve gizli tanrılaştırma hatasından uzak durmak. Devlet, mezhep, tarikat kuranları aksiyoner ve aktivist kabul edip onları asla tanrı gibi kusursuz görmemek.

12. Milliyetçilik fikrini reddedip devleti değil, bireyi korumayı, hakkın büyüğüne ve küçüğüne bakmadan hak mücadelesini sürdürmeyi ve zulmün her türlüsüne konjonktürel yapının gereğine göre başkaldırmayı ahlak edinmek. Direniş teolojisi yahut teolojinin direnişini gerçekleştirmek.

13. İbadetleri sosyal içerikleriyle devam ettirmek. Zekatı sevap kazanmak için değil sosyal adaleti sağlamak için vermek; haccı insanlığın iman ve soy anavatanına gidiş aracı kabul edip hacdan gelince günahtan arınıldığı hurafesini terk etmek.

14. Kurtarıcı mehdiler ve mücedditler bekleme anlayışını reddedip kurtuluşun "tevhid temellerine dayanan birlik ruhuyla, adaleti inşa faaliyetiyle, insanları bir aile görme anlayışı" çerçevesinde mücadele etmekten geçtiğini savunmak ve bu nedenle de cemaatçi yapılanma yerine, sosyal hayatın her alanında birliği yansıtan çabaları sonuna kadar desteklemek, resmi örgütlenmeleri yaygınlaştırmak. Legal yapılanmaları teşvik etmek ve siyaset, hukuk, mülkiye, eğitim, sağlık, sanayi, sinema, spor, sanat, ticaret… alanlarında eyleme geçmek.

15. Kanaat önderlerini ulaşılmaz şahıslar gibi göstermeyi hata sayıp cemaatlerin her birinin kendilerine rehber edindikleri kitapları, cemaatsel siyasi duruşları, Kur’an süzgeciyle değerlendirip yorumlamak.

16. "Zulme rıza göstermek de zulümdür" prensibinin Kur’an’ın zulüm anlayışı çerçevesi olduğunu benimsemek ve edilgenlikten şiddetle uzak durmak.

17. Haccı bir ritüel olmaktan çıkarıp uluslararası bir kongreye dönüştürmek.

18. Cuma namazını Müslüman kitlenin haftalık istişare günü kabul edip Müslümanların problemlerinin çözüme kavuşturulduğu bir ortama dönüştürmek.

19. Tüm ezilenlerin hakkını savunmak, mazlumun dini tercihi önemsenmeden haklının üstün gelebilmesi için dünyadaki tüm barış hareketlerine katkı sağlamak ve bunun için düşünceler üretmek ve eylemlerde bulunmak.

20. Ekonomide doğal üretim kaynaklarından petrol, tarla, meyve ağaçları, madenler ve suyu devlet malı kabul edip bunlarda bireysel yahut lokal özelleştirmeyi ve bunları miras bırakmayı engellemek. Çünkü tüm insanlığın ortak ihtiyacı olan temel üretim araçlarının tekellere verilmesi adaletsiz paylaşımı sonuçlandırır ve haksız rekabetler üretir. Bu olumsuz durum sebebiyle insanlar bunlarda istedikleri oranlarda üretim yaparak ürünlerini devlete satarlar ve bundan kazanç elde ederler, ama asla mülkiyetlerine geçiremezler. Devlet, doğal üretim kaynaklarından elde edilen mal ve ürünü sıkı kontrol ederek çalışandan dengeli vergi alır ve hak edilen ücreti üreticiye verir. Toplumsal ekonomide mesafeyi çok açan, kişiler arası sosyal dengeyi bozacak düzeyde olan ekonomik açıklığı daraltıcı tedbirler alır; gerekirse hesaplardaki fahiş farkları müsadere edip hazineye devrederek toplumun hizmet ve ihtiyacına harcar. Bu sebeple faizli yapıyı ve faizciyi şiddetle cezalandırır. Devlet, herkesin ortalama bir ev ve bir araba sahibi olmasını, günümüz şartlarında 3.000 TL. aylık ortalama gelir sahibi olmasını sağlayan bir sosyal devlet yapısı oluşturur. Büyük işletmeleri / fabrikaları büyük iştirakli kurumlara dönüştürür; bu işletmeleri asla bireysel şirkete yahut aile şirketine dönüştürtmez, devletin %10, işçilerin / çalışanların %90 ortak olduğu yapılanmalar oluşturulur. Mesela okullarda öğretmenler, hastanelerde doktorlar, fabrikada işçiler, işletmede çalışanlar kurumlarının %90 hissesine sahip ortaklar olacaklar, ne kadar üretirlerse o kadar üretim payı alacaklar. Yani mülkiyetsiz ortaklık / mülkiyeti devlette olan veya kooperatifleşme adı verebileceğimiz bir düzenlemeden bahsediyorum. Ama Kurumda da herkes "işin zorluğuna yahut sorumluluk durumuna" göre farklı ücret alacaktır, bu da devlet temsilcisinin başkanlık ettiği bir genel kurulda ortaklaşa karara bağlanacaktır. Böylece hem sermayenin dağılımı daha dengeli olacağı gibi devletin vergi payı da kaçırılmadan elde edilmiş olacaktır hem de herkesin katılımıyla ortaklaşa yönetilen ve kurum kültürü oluşturan müesseseler yaygınlaşacaktır. Herkesin bir ev, bir araba ve aylık 3.000 TL. gibi ortalama bir geliri dışındaki tüm kazançları hazineye devretmesiyle devletin sosyal dengeyi, seyahati, özgürlüğü, sağlığı, eğitimi, ulaşımı, savunmayı, aile kurmayı ve güvenliği maksimum değere yükseltecek hizmetler üretmesine imkan sağlanır. Müslüman solun devlet anlayışında eğitim, sağlık, hukuk, emniyet ve ulaşım hizmetleri ya ücretsizdir yahut kısmi bir ücret karşılığında verilir; ayrıca her birey eğitilir ve üretime katkısı sağlanır. Hasta, sakat, zeka özürlü, bedensel özürlü… gibi sağlık yönünden muhtaç olanlara devlet emanet gözüyle bakar ve her türlü ihtiyaçlarını karşılıksız yerine getirir.

21. Devlet; denetleyen, kontrol eden, teftiş eden bir gücün adıdır. Devletin görevi kurumların sağlıklı çalışmasını, kurumlar arası koordinasyonu sağlamaktır. Ayrıca yeni istihdam alanları üretmede ve dünyayı takip etmede halkla birlikte projeler üreten bir kurumlar topluluğuna dönüşmelidir. Devlet; hukuk, asayiş ve dış güvenlik haricinde tüm alanlarda mülkiyeti kamulaştırma ve işletmelerde kısmi hissedarlık dışında sadece denetim mekanizması olarak varlığını gösterecektir. Teşebbüs gücü teşvik edilirken, zengin-fakir dengesi en alt düzeyde tutulurken dünya barışı için askeri, siyasi, hukuki yönlerden etkin barış yapan bir devlet inşa edilmelidir. Sömürgeye karşı mücadele eden, içeride sağladığı sosyal dengeyi ve tabiatla barışıklığı tüm dünyada sağlamak için mücadele veren, dünyanın bütün mazlum ve mağdurlarına çareler üreten bir devlet tam bir adalet devleti olacaktır.

22. Sosyal ve ekonomik temellerini "ahlak => adalet / hukuk => ekonomi" sıralamasına göre düzenleyen siyasal yapılanma içinde olan devlet kurgusuna sahip çıkmak. Her şeyde önce paylaşım ahlakını aşılayan, sonra kendisi için istemediğini başkası için de istemeyen bir bakış zemininde hukuk düzeni inşa eden ve fakirin hakkını vermeden sofraya oturmayan, sokağında fakir biri varken uyuyamayan bir iktisat ahlakına sahip kişilerin yaşadığı devlet algısı talebi. Bütünüyle serbest olan bir piyasa ekonomisini yasaklayan, haksız rekabeti engelleyen, kontrollü ekonomiyi benimseyen, halkın psikoloji ve ahlakını bozan tüm sosyo-ekonomik ve sosyo-politik fırsatçılıkları hukuk zemininde cezalandıran bir devlet. Esnafın dükkan sahibi yapılması, ticari ilişkilerinin sıkı kontrol edilmesi ve başka esnafı yok edici bir serbest piyasa rekabeti oluşturan tüm faaliyetlerden uzak durmasını sağlayıcı tedbirleri alan müdahil bir devletin gerekliliği. Esnaf teşekküllerinin arasına meslek ahlakını koruyan ve dengeyi sağlayan yapılanmalara izin verilmesi. Mesela aynı işi yapan iki dükkanın yan yana olmasını engelleme. Hz. Muhammed’in Pazar yeri parası almayı yasaklaması ve pazarda yer parası vermeyi engellemesi, rantiyeye karşı tedbirler alması, paradan para kazanmaya savaş açması, herkesin ürününü serbestçe ve güvenlik içinde satmasına fırsat tanıması kendi dönemi içinde devlet gücüne verilen adaleti yaşatma örnekleridir. Bu tarihsel örneklerden daima evrensel ilkeler çıkarabilen bir sistem üreten dinamik devlet talebi.

23. Tüm yöneticiler seçimle iş başına gelir ve sınırlı sürelerde iş başında kalır. Muhtar, kaymakam, vali, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı halk tarafından; kurum müdürleri ve amirleri belli kriterleri hak edenler arasında çalışanları tarafından seçilir. Hiç kimseye ayrıcalık tanınmaz, kimsenin koruma zırhı / dokunulmazlığı olmaz. Haklarını arayan örgütlü toplum yapılanması (vakıf, dernek, sendika, kulüp…) adaletin kuvvetlenmesinde gerekli görülür.

İslam’ın sol yorumu, dahil veya hariç ayırımına gitmeden zulüm türlerinin tümüyle mücadeleyi savunur. Kur’an’da zulüm kavramı 350 yerde geçer. En büyük zulüm Allah’a ortaklar belirlemedir. Çünkü tanrının birliğini tanımamak, vicdanı parçalara bölmek ve değerlerin kaynağını yok etmek demektir. Kur’an, genel olarak Allah’ın anıldığı yerlere saldırmayı, tanıklığı gizlemeyi, Allah adına konuşma yapmayı, bilgisizce tafra satmayı, barışa çağrıldığında savaş naraları atmayı ve intikam peşine düşmeyi, yetim hakkı yemeyi… zulüm davranışları olarak nitelendirir.
Tüm eğriliklere karşı kimden ve nereden gelirse gelsin gerektiği yerde savaş baltasını çıkarmak ve lüzumunda barış çubuklarını karşılıklı içmek; Allah’ı, yaşayanların Rabbi haline getirmek ve Rab-insan ilişkisini hayatın dinamik bir bilinci yapma felsefesine düşünsel, teolojik, psikolojik ve pratik katkı sağlamak İslam’ın sol yorumudur ve dinin de ilkesel amacıdır. Ve bu da insan realitesinin temel dinamizmidir.

muslumansol.net      

20  Mart  2010 - 13:13:57 -  169 gün önce

 
Okuyan: [311] Yorumlayan: [1] Kategori: [Değerlendirme Yazıları] [Yazdır]
Yazan: HAYRETTİN DÜNDAR  - IP kayıtlı - Üye değil

26.03.2010 - 11:57:08

Namık hocam, öncelikle düşünen beyninizesağlık.Düşünme yorgunu bir toplumda düşünen ir beyin olarak sizi tebrik ediyorum.Yazı 20.maddeye kadar da felsefi ve teorik olarak -acizane- genel kabullerimle örtüştü. Ama '20. Ekonomide doğal üretim kaynaklarından petrol, tarla, meyve ağaçları, madenler ve suyu devlet malı kabul edip bunlarda bireysel yahut lokal özelleştirmeyi ve bunları miras bırakmayı engellemek.'ne kadar kuran i ? belki de konuya hakim olmadığımdan tereddüt lerimi celbetti. Büyük işletmeleri / fabrikaları büyük iştirakli kurumlara dönüştürür; bu işletmeleri asla bireysel şirkete yahut aile şirketine dönüştürtmez, devletin %10, işçilerin / çalışanların %90 ortak olduğu yapılanmalar oluşturulur. Mesela okullarda öğretmenler, hastanelerde doktorlar, fabrikada işçiler, işletmede çalışanlar kurumlarının %90 hissesine sahip ortaklar olacaklar, ne kadar üretirlerse o kadar üretim payı alacaklar.''Hür teşebbüs? mülkiyet hakkı? Ve Namık hocam hangi gelirin %90ını paylaşacak ? Özelleştirme mi kastediliyor? Sosyal anlayışa ters düşmezmi gibi detaylar a açıklık getiririlebilirse fakir daha kolayanlar diyor tekrar tebrik ve saygı duygularımı ifade etmek isterim. Selam ve sevgi ile.

Sayfa: 1

katkı
Yazılar
Doğa Cenneti, Turizm Cehennemi ve Bir Çare Olarak İnfak Bilinci [Yavuz Soysal]
Çağın Dini ve Tarihi Sapmaları [Namık Kaya]
Gıybet, Yalan, İftira ve Oruçlu Ağızlarda Kampanya [Ayhan Bilgen]
Siyasi İslam [Yasin Ceylan]
İdeolojilerin Parçalı Kişilikleri ve Kur'an’ın Tarif Ettiği İnsan [Yavuz Soysal]
Berhan Şimşek Neyi Bilir? [Mehmet Akdağ]
Krizde 60 Milyon Kişi Yoksullaştı [ntvmsnbc.com]
Referandumda Evet Demek Dinin mi Diyanetin mi Emri? [Ayhan Bilgen]
Sivas Yasında Buluşan Kadınlar [Hidayet Şefkatli Tuksal]
Dindar Solcular [İsmet Berkan]
Orta Ümmet ve Yeni Bir Düzen Kurmak [Yavuz Soysal]
En Büyük Fitne İnkardır [Ayhan Bilgen]
İslami Çevrelere Kürt Sorununda Sorumluluk Çağrısı [Duyuru]
Mezarlık [Mehmet Akdağ]
'Kalp İbresi'ne Şerh Düşüyorum [Hayri Çalağan]
İslami Yorum E-dergisinin Yeni Sayısı [Duyuru]
"Direniş Teolojisi" Kitabı Hakkında [Tarkan Tek]
Allah ‘Eşitliği’ Takdir Etti [İhsan Eliaçık]
Kurbanları Cellâda Dönüştüren Aygıt: Ulus-Devlet [Sami Görendağ]
İşçi Hareketi ve Sendikal Yapılar [Forum Duyurusu]
Aynı Programın İki Yüzü [Yavuz Soysal]
Abdestli Kapitalizmin "Komünistlik" İthamı Neyi Perdeliyor? [Kadir Bal]
Alnınız 'AK' olsun! [Nuray Mert]
Mahallenin Ferisileri [Atilla Fikri Ergun]
Milliyetçilikle Muhafazakarlık Arasına Sıkışan İslam [Ayhan Bilgen]
Site Duyurusu [muslumansol.net]
Adım Zülfikar [Mehmet Akdağ]
Baraj Putu [Ayhan Bilgen]
Post modern Oryantalizm ve Hayvanlık [Mehmet AKDAĞ]
Güneşe Yeniden Selam Vereceğim... [Furuğ Ferruhzad]
Sol ve Kürt Sorunu [Hayri Çalağan]
İslam, Sosyalizmle örtüşür mü ? [Atilla Fikri Ergun]
Kapitalizm, İslam ve Sol [panel duyurusu]
İslami Yorum Dergisi Okuyucuyla Buluşuyor [duyuru]
Biz Kürtler Mertiz. Ya Diğerleri?
Millet Olmak Neyi Gerektirir? [Mehmet Akdağ]
"Sonucunuz Endişe Verici!" [Leyla Karaca Tok]
İslam, Sol ve Kapitalizm [panel duyurusu]
Peygambersiz Günlerin Talihsiz Çocuklarıyız [Namık Kaya]
Sivil ve Demokratik Anayasa Mitingi [duyuru]
İslam ve Sosyalizm - Muhammed Nur Denek
Ekonomi 8 Yıl Sonra Küçüldü [ntvmsnbc]
Yeni Anayasa Mitingi [Ayhan Bilgen]
Dink’in Hayalini Cami Derneği Gerçekleştiriyor [ntvmsnbc ]
Sol ve İslam Yazı Dizisi [Ruşen Çakır]
Marksist Türkiye Solunun Demokrasi ve İslam Anakronizmi yahut İslami Solun Neliği [Namık Kaya]
Halepçe [Mehmet Akdağ]
Bekaroğlu'ndan "Kürt sorunu"na İlişkin Değerlendirmeler [fikirzamani.com]
Toplu Aşk Mezarlığı [Leyla Karaca]
Allah ile Halk Arasında: Sol İslamileşiyor mu? [Akif Beki]
Tarih Okumalarında Yalancı Şahitlik [Ayhan Bilgen]
Tanrı ve Kürtler ve Tepeden Bakan Göz [Mehmet Akdağ]
Deprem Değil; Vahşi Kapitalizm [Peren Birsaygılı]
Ya Barbarlık Ya Sosyalizm [Ömer Faruk]
Kapitalizmin Dönüştürme Süreci ve Cemaatler [Özgün Duruş]
Kapitalizm ve Aşk [Salih Selçuk]
Türkün Geleceği Kürdün Millet Olmasına Bağlıdır [Mehmet Akdağ]
Cami Yolundaki Tekel İşçisini Cip Ezdi [Haber]
Alevilik ve İktidar [Hayri Çalağan]
Fakr: İmandan Korkuya [Lütfi Bergen]
Demokratik Çözüm Demokratik Türkiye Konferansı [Konferans Duyurusu]
Körüklü [Leyla Karaca]
Balçığın Taarruzu ya da İnsanın Ölümü [Lütfi Bergen]
Hz. Ali’nin Torunu Kürtler: ŞEREFLİDİR [Mehmet Akdağ]
Solun yapısal sorunlarını düşünmeye çalışmak… [Ömer Faruk/C. Murat Özgünay]
Plastik Cerrahi Hasta Sırası Muhabbetleri [Leyla Karaca]
Zehra Hanım'ın Işığını Kapatan Jip [Yıldız Ramazanoğlu]
Sohrap Sepehri [Çev.: Nihan Işıker]
Mardin'de İnanç Çalıştayı [Ayhan Bilgen]
Eğitim-Bir-Sen'li Dostlara Yürekten Manifesto
Statükonun Devamı mı Değişim mi? [Mesut Onatlı]
Sistem, Müslümanlar ve Kapitalizm [Atilla Fikri Ergun]
Rüzgârlar Soldan Esiyor [Erol Katırcıoğlu]
"İslamiyet ve Sosyalizm" Tartışmasının Videoları [muslumansol.net]
Bir Güncelleme: Putperestliğin Günümüzdeki Yansımaları [Atilla Fikri Ergun]
Dini ve Seküler Tezlerin Ezeli Arayışı: Adalet Devleti [Namık Kaya]
Zahidin İ'tizali [Lütfi Bergen]
Söylemimiz Siyasallaşıyor [Besim Altunöz]
Kısa Devre [Mehmet Akdağ]
"İslam ve Sosyalizm" Tartışması [Duyuru]
"AVM'lere Mescid İstemiyoruz" [Lütfi Bergen]
Akşam Çökerse Şairin Üstüne [Fikrettinin Yeri]
Gazze ve Kabil [Ayhan Bilgen]
İslamcıların “Kürtler”le İmtihanı [Kadrican Mendi]
Vizyonsuz Müslümanlıkla Nereye Kadar? [Namık Kaya]
Kürtler ve Siyaset [Mehmet Akdağ]
"Bu Defa" Kazanacağız [Muhammed Nur Denek]
Marksist Soldan İslami Solculuğa [Nâmık Kaya]
Stratejik Anarşist – Sorumlu Olma – Borçlu Olma – Hariçten Gazel Okuma [Mehmet Akdağ]
Din ve Evrensel Çözüm Arayışı [Ayhan Bilgen]
Anadolu'da Müslüman Olmak [Lütfi Bergen]
Hırsızlık Caiz mi? [Muhammed Nur Denek]
"Ezilenlerin ve Yoksulların Sesi Olarak İslam" Başlıklı Konferansın Video Görüntüleri [Celal Işık]
"Ezilenlerin ve Yoksulların Sesi Olarak İslam" Başlıklı Konferans Hakkında Bilgilendirme [Celal Işık]
Kerbela [Ayhan Bilgen]
“Ezilenlerin ve Yoksulların Sesi Olarak İslam” [Konferans Duyurusu]
Sipariş Üzerine Kürt Kumaşı Üretmiyoruz [Mehmet Akdağ]
Zenginle Yoksul Arasında 8 Kat Gelir Farkı Var [Bianet]
Müslüman Sol Üzerine [Muhammed Nur Denek]
Başka Semtin Çocukları : “Biz Buraya Ait Değiliz Abi” [Mehmet Akdağ]
Milliyetçi Sol’un Açmazları ve Özgürlükçü Sol [Serdar Aksoy]
Yeni Sol Parti Nasıl Tutar? [Murat Aksoy]
Sağda Tarihsel Bir Kırılma ve Müslüman Vicdanı [Hüseyin Karaca]
En Yoksullar Ama Müslümanlar [Besim Altunöz]
‘Meşveret’in ve ‘Demokrasi’nin İzinden Gitmek [Erol Katırcıoğlu]
Doğum [Mehmet Akdağ]
Komşusu Aç Yatarken Prada Giyen Kimdendir? [Onur Bakır]
Bu Toprakların Partisi [Besim Altunöz]
Sadede Gelelim [Cem Somel]
İstanbul'da Sonbahar ve Louis Althusser [Peren Birsaygılı]
'Allah'ı ve 'Ahlak'ı Yok Saymak Ne Kazandıracak? [Bülent Ayrancı]
Kürt Sorunu Karşısında Türklerin 'Beyaz Dindarları' [Selahattin Üneş]
Direnişçi Zühd [Lütfi Bergen]
21 Kasım Tarihli Tanışma ve Tartışma Toplantısının Notları [muslumansol.net]
21 Kasım Tarihli Tanışma ve Tartışma Toplantısının Fotoğrafları [muslumansol.net]
Toplantı Duyurusu [muslumansol.net]
'Abdestli Kapitalizm' [Ece Temelkuran]
Erol Yarar ve 'Bir Lokma-Bir Hırka' Devri [Yüksel Bayram]
Dinle Ebu’l-Kasım’dan [İhsan Eliaçık]
MÜSİAD Kurucu Başkanı Erol Yarar Hakkında Ekşisözlük'te Yayınlanan Entry'ler
Ebu Zer’in Temsil Ettiği İslam [Mehmet Bekaroğlu'yla Röportaj]
Lanetli Sermaye İmparatorluğu (Muhammed Nur Denek)
Cumhuriyet Fazilettir, Ama... [Ayhan Bilgen]
'Müslüman Elitler Güç ve İktidara Tapınıyor [Dücane Cündioğlu]
Dideban(da) Açarsa Pivok Mostara Örtü Olur [Mehmet Akdağ]
İslam'ın Özü: Adalet [Kitap Duyurusu]
‘Ebuzerleşmeyelim İnşallah’ [İhsan Eliaçık]
İslam'da Bilgi Kaynakları [Ayhan Bilgen]
Dünyadaki Açların Sayısı En Üst Seviyesinde [haber-ntvmsnbc]
Bedevi Müslümanlık [Derviş Keskin]
‘1 Milyar İnsan Hangi Suçundan Dolayı Aç?’ [İhsan Eliaçık]
Ülke(leri)mizde (Hangi) Kriz Derinleşiyor ! [Hayri Kırbaşoğlu]
“Amentü” Şiirine Dair Bir Ufuk Kazanma Denemesi [Metin Tonbul]
İlahiyatçıların sorunu sadece dilde mi? [Ayhan Bilgen]
İslam Tarih Felsefesi [Derviş Keskin]
Nasıl Bir İttihad-ı İslam? [Peren Birsaygılı]
Cami Mahyalarındaki Komik Laiklik [Ayhan Bilgen]
O Mahyaların Altında Namaz Olur mu ? [Yıldıray Oğur]
Ceylan İçin... [Derviş Keskin]
İşsizlik-2 [Yüksel Bayram]
Ah Şiiri bir de Yazılan Şeylerden İbaret Saymasak [Mehmet Akdağ]
İslam Sermaye (Mal) Biriktirmeyi Yasaklar [Muhammed Nur Denek]
Kapitalist Moderniteyle Hesaplaşmadan Özgürleşilemez [Ayhan Bilgen]
İslam Dini [Derviş Keskin]
İşsizlik [ Yüksel Bayram]
Fatiha'nın Diyalektiğe İşaretleri [Lütfi Bergen]
Marksa Göre Din ve Yabancılaşma [Erdoğan Ahmet]
Doğrudan Ortakçı Demokrasi [Derviş Keskin]
İçe dönük, Dışa Dönük Dünyalar [Nabi Yağcı]
Ramazan Programlarında Tasavvuf Etkisi mi ? [Peren Birsaygılı]
Sendikalaşma ve İstihare [Yüksel Bayram]
Ramazan Kelimelerinin Dünyası [İhsan Eliaçık]
İslam Sınıflı Toplumu Reddeder [Muhammed Nur Denek]
Kapitalizm [Derviş Keskin]
Din ve Sol [Cemil Ertem]
Güçlü Ordu, Yeşil Sermaye, 6 -7 Eylül Olayları [Ayhan Bilgen]
Türkiye'de Sağ İdeolojinin Açmazları [Hüseyin Karaca]
Ekşi Sözlük'te muslumansol.net
Orta Toplum’un Çağdaş Toplumsal Yapıları [Derviş Keskin]
"İlahi Kredi": Piyasacı Dindarlığın Kârlı Borsasında Müjdeler! [Serdar Özmen]
Oruç, Bireysel Öz Denetimden Sosyal Sorumluluğa Açılan Kapı Olmadıkça [Ayhan Bilgen]
Sizi Rahatsız Etmekten Nefret Ediyorum [Eduardo Galeano]
İslâm Sosyolojisi (2) [Derviş Keskin]
Kitap Okuyan Kadınlar [Cihan Aktaş]
Gece Vakti Deniz Kenarında Yürüyordum... [Melek Güneş]
Zemzemle Rakı İçilmez!
İslam Sosyolojisi [Derviş Keskin]
Çivisi Çıkmış Dünya / Amin Maalouf [Hüseyin Çakır]
Para tanrısı Mamon [İhsan Eliaçık]
Reddiye [Mehmet Akdağ]
Zengincilik Doktrini, Yoksulluk Hali, Adalet İlkesi ve Siyasetin Yeni Zemini [Kenan Çamurcu]
İslam'ın Özü: Sosyal Adalet [Muhammed Nur Denek]
Uslu Sendikacılar ve Özel İstihdam Büroları [Mehmet Bekaroğlu]
Kardeşlik Kürt Sorununu Nasıl Çözer ? [Selahattin Üneş]
Müteahhit Ali’ler kadar becerikli olamayan fakir Müslüman gençler [Mehmet Akdağ]
Avludan Balkona Çıkan Dindarlık [Dücane Cündioğlu]
Zamanın Ruhu Değişti [İhsan Eliaçık]
Ulus-devlet ve Sol [Mehmet Nuri Durmaz]
'Sol Hep Din Düşmanı Oldu' [Zülfü Dicleli ile Röportaj]
Karıncanın Kanatlanması [Hakan Öztürk]
Sınıfsız Toplumculuk [Derviş Keskin]
Müslümanların Kapitalizmle Hesaplaşmaya Niyetleri Var mı ? [Ayhan Bilgen]
İnönücü CHP Yolun Sonunda: Siyasetin Sol Kanadı Nasıl Temsil Edilecek? [Kenan Çamurcu]
Bizim Bir Aklımız Var mı? [Ali Bulaç]
Ekonomik Adalet Mümkündür [Hasan Köse]
Kaç Paraya Satılıyor [Peren Birsaygılı]
Tarihsel bir Hayal [Talat Ulusoy]
Özgürlükçü Sol ve Din [Serdar Aksoy]
Marx ve Allah Arasında Ali Şeriati [Nathan Coombs]
Akla ve Vicdana Çağrı [Hasan Köse]
evlilik teklifi [Mehmet Akdağ]
Sağcılar ve Solcular ya da İyiler ve Kötüler [Osman Eskicioğlu]
Madımak İçin Vicdan ve Adalet Çağrısı [Muslumansol.net]
Din ve Sağcılık [Mustafa Tekin]
Dünya'yı Mülk; Mülkü Devlet Edinmek [Abdurrahman Arslan]
Islam and the Moral Economy: The Challenge of Capitalism [Kitap Tanıtımı]
Islamic Socialism [Wikipedia'dan]
Mağduriyet [Mehmet Akdağ]
İslam’ı Yıkan Üç Şey (3M) [İhsan Eliaçık]

Bu Kitabı Herkes Okuyamaz! [Taha Enesoğlu]
Mümin Kadınlar ve Mümin Erkekler [Murat Aydoğdu]
Yeşil Rasyonalizm, Sol İslam, Adalet Devleti: Zihnimiz Yeni Siyasi Kavramlara Hazır mı? [Kenan Çamurcu]
BI ŞEV U BI ROJ HİV U TAV [Mehmet Akdağ]
Yalancı Bolluk [Cihan Aktaş]
Karl Marx'a İntihal Suçlaması [Peren Birsaygılı]
Müslüman Sol ve Bir Bardak Su [Yüksel Bayram]
Türklerde Otoriteryenliğin ve İtaatkârlığın Dinî-Kültürel Kökleri [İlhami Güler]
Din Söyleminden Zengin Olunur mu? [İhsan Eliaçık]
İslami Sosyeteye Tepki! [Peren Birsaygılı]
"Para, Onu Sevenleri Her Zaman Terbiye Eder" [Mehmet Eroğlu'yla Röportaj]
Peygamberimiz Neden “Zengin” Değildi ? [İhsan Eliaçık]
Müslümanlar Kimlere Oy Vermez? [Ayhan Bilgen]
Bardakoğlu’nun Zorunlu Din Dersi Israrı Üzerine [Ertuğrul Cenk Gürcan]
"Saadet Partisi'nin Doğal İttifakı Sosyalistler Olabilir" [Besim Altunöz]
Dindarların Sınavı [Selahattin Üneş]
Din ve Siyaset [Zeki Kılıçaslan]
İlhami Güler ve "Direniş Teolojisi" [Talha Hakan Alp]
"Direniş Teolojisi"ne Duyulan İhtiyaç [İlhami Güler]
"Sağ"dan Demokrasiye Yol Çıkar mı ? [Selahattin Üneş]
Adalet, Mağdurlar ve Sol [Erol Katırcıoğlu]
Fahriye Abla ve Mahalle Baskısı [Mehmet Akdağ]
Günümüzün İmamları Nasıl Olmalı? [Mehmet Altan]
Dindarlar [Ahmet Altan]
Sosyalizm İslam’a Uyar mı? [Mustafa Akyol]
The Making of the Muslim Left [Ali Eteraz]
Yeni Muhalif Dil [İhsan Eliaçık]
Musa'nın ve İbrahim'in Sahifeleri [Peren Birsaygılı]
Müslümanla Solcu Aynı Zaafa Sahip [İsmet Özel'le Röportaj]
terk edilmiş vagon [Mehmet Akdağ]
"Muhafazakar Sol": Türk Sağının Kendi Solu [Alper Ecer]
Devrimci Sağ-Muhafazakâr Sol [Mümtaz'er Türköne]
Müslüman-Sol Hareket Üzerine [Hamdi Mert]
"Müslüman Sol" [Ahmet Taşgetiren]
'Müslüman Sol'a Ne Oldu? [Nuray Mert]
Cemaatçi Sol [Lütfi Bergen]
İlk Cinayet [Mehmet Akdağ]
Sağ Elimiz Müslüman Sol Elimiz Kâfir mi? [Arif Bilgin]
Seçimler ve Türkiye'de 'Sol ile 'Sağ' [Eylem Akdeniz]
'Besmele' çekerken… [Fehmi Koru]
Müslüman sol veya sol Müslümanlık [Nuray Mert]
Karikatür - Hakiki Solcular, Gerçek Müslümanlar [Yüksel Bayram]
Soldan Vuruşşş Goooolllll [Fikrettin'in Yeri]
Sosyalizm ve Dini İnanç [Murat Belge]
Solcu ve Müslüman [Murat Belge]
Müslüman Sol-1: İslamdan Sola Yol Çıkar mı? [Fethi Sipahi Tan]
Müslüman Sol-2: İsmet Paşanın Ettiği [Fethi Sipahi Tan]
“Müslüman Sağ” (1) [Cyrano de Bergerac]
Müslüman Sağ (2) [Cyrano de Bergerac]
ÇIKIŞ METNİ
Namaz Kılan Sol [Emre Aköz]
Peki Ya Chawrasizm Nasil ?
Müslüman Solcu Olabilir mi ? [Ayhan Bilgen]
Entegrizm, Diğer Adıyla Yobazlık [Selahattin Üneş]
ÇIKIŞ METNİ
1918’de Bir İslamcı-Sosyalist [Esat Arslan]
Sevgilime Bir Koşu [Mehmet Akdağ]
Nurettin Topçu ve Müslüman Anadolu Sosyalizmi [Ümit Aktaş]
'Ben daima Müslüman bir solcu oldum'
Sol, Laiklik ve Gündelik Demokrasi [Dilaver Demirağ]
Türkiye'de Sol Tabular 1 Pozitivizm solun afyonudur [Dilaver Demirağ]
Solcu olmak, iyi bir Müslüman olmaya engel değil
İslamiyat Dergisi-
Ahmet Hakan’ın Başlattığı Tartışma Tempo’nun Kapağına Taşındı
'İslamcı eşittir sağcı' mı? (2) [Ahmet Hakan]
'İslamcı eşittir sağcı' mı? (3) [Ahmet Hakan]
İnternet Siteleri
Dinle Çatışmayacak Sol Lâzım


Haftanın Sözü

     
Neo: Gözlerim neden acıyor?

Morpheus: Çünkü onları hiç kullanmadın.


Matrix filminden  


Reklam ver

Anket
    Referandumda hangi yönde oy kullanmayı düşünüyorsunuz?

Evet  38 oy
% 40  
Hayır  38 oy
% 40  
Oy kullanmayı düşünmüyorum  18 oy
% 19  

Toplam: 94 oy kullanıldı.


Reklam ver


 


Ziyaretçi istatistikleri 1 Mayıs 2009 tarihinden itibaren tutulmaktadır. Sitede yayınlanan yazı ve yorumların hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir. Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir. 2009 CopyLEFT Müslüman Sol