MüslümanSol

  katkı

 

Kategoriler
ÇIKIŞ METNİ
Değerlendirme Yazıları
Haberler
Basından
Duyurular
İnternet Siteleri
Edebiyat
Mizah
Kaynakça

En yeni 7 yazı
Pazara Kadar Yeni Anayasa (mı)? [Ayhan Bilgen]
Doğa Cenneti, Turizm Cehennemi ve Bir Çare Olarak İnfak Bilinci [Yavuz Soysal]
Çağın Dini ve Tarihi Sapmaları [Namık Kaya]
Gıybet, Yalan, İftira ve Oruçlu Ağızlarda Kampanya [Ayhan Bilgen]
Siyasi İslam [Yasin Ceylan]
İdeolojilerin Parçalı Kişilikleri ve Kur'an’ın Tarif Ettiği İnsan [Yavuz Soysal]
Berhan Şimşek Neyi Bilir? [Mehmet Akdağ]

En çok okunan 7 Yazı
İslam'ın Özü: Sosyal Adalet [Muhammed Nur Denek]
ÇIKIŞ METNİ
İslam Sermaye (Mal) Biriktirmeyi Yasaklar [Muhammed Nur Denek]
İslam Sınıflı Toplumu Reddeder [Muhammed Nur Denek]
Müslüman Solcu Olabilir mi ? [Ayhan Bilgen]
'Ben daima Müslüman bir solcu oldum'
İslam ve Sosyalizm - Muhammed Nur Denek

Reklam ver

Ziyaretçi sayısı
Online 1
Bugün 267
Toplam 107137

 Kapitalizm ve Aşk [Salih Selçuk]
 

Kapitalizm ve Aşk [Salih Selçuk]


     
Kapitalizmin aşkla ne ilgisi var? Her yerde -aşkta bile- kapitalist bir yan aramak zorunda mıyız? Böyle her fırsatta "kominis kominis konuşmak" zorunda mıyız? Bu soruyu soranlar çok. Yeterince kalabalıklar! Kapitalizm, mümkün olduğunca geniş ve derin bir alanı "maddi normlara indirgeme" veya "maddi ölçülere göre tanımlama" sistemi olarak, düşünme ve hissetme biçimlerine kadar işleyebilmiş bir sistem. Gücü (ve zayıflığı) da bu basitliğinden geliyor. Belli kişilere/kurumlara indirgenemeyen bir özelliğe sahip. Bunun özgün/benzersiz yanı, her şeyin ama her şeyin paraya/ekonomiye endekslenmesi özelliğidir. Yani sürekli ekonomi ve kapitalizm konusuna dönmemizin nedeni, aslında bir zorunluluktur. Kapitalist sistem, ekonomi merkezli haliyle tarihte benzersiz bir istisna teşkil etmektedir. Kapitalizmin aşka nasıl, ne kadar işleyebildiğini veya işleyip işleyemediğini sorgulamakla ilgili birkaç noktaya dikkat çekmeye çalışacağız. Ve sosyolog Eva Illouz'un konuyla ilgilenen üç kitabına (eleştirel) bir göz atacağız.

Aşkın ne olduğuna değinmek bu yazının amacı değil, ama kısaca aşktan bahsedeceksek (biliyorsunuz, 'Işk' sözünden, yani 'ışık'tan gelmektedir) sahiden de insanı bir tür yüce mutluluk duygusuyla dolduran özel bir durumdur. Aşk mutluluğunun, bir başka kişiye bağlı olarak gerçekleştiği, bir başka kişinin varlığı şartına odaklı olduğunu ve aslında çok daha fazlasını söylemek mümkün. Aşk, insan beyninin (olası biyolojik gelişim/evrim sürecinde) en eski ikinci katmanıyla ilgili bir hal/durum. Buradan yola çıkarak, insanoğlunun ve insankızının (atalarının tarihiyle beraber hesaplandığında) milyonla ifade edilebilecek bir süreden beri birbirine aşık olabildiğini ("teorik" olarak) söyleyebiliyoruz. Biz buna kısaca, "Sonsuz aşk" veya "Aşk sonsuz" diyebiliriz!

Aşkın tamamen kapitalizmin etkisi ve kontrolü altına girmesi asla söz konusu olamaz. Ama kapitalizmin aşk üzerindeki etkisini; aşk duygusunu sömürmek, aşkı çağrıştırarak çeşitli yüzeysel sevinç duygularını aşka saymak; aşkın, tam bir tüketici mantığıyla, "biri diğeriyle yer değiştirebilecek aşıklar arasında seçim yapmak" aldanmasına indirgenmesi açısından inceleyebiliriz. Bu alanda kapitalizm, insanları mutsuz etmesinden tutun da, aşkın değerini düşürmesine kadar bir dizi önemli bazda ele alınıp incelenebilir.

Günümüzde aşkı çağrıştıran, aşkı kullanan ve onu doğrudan tüketici kültürüyle ilişkilendiren bir sektör var. Bu sektörün adı reklam sektörü. Aşkla ilişki kurularak, "bu mal mutluluğunuzun şartıdır" diye, ne kadar çok ürünün pazarlanmaya çalışıldığını bir düşünürsek, bu alanın ne kadar önemli bir kısmının aşk duygusunu komersiyel hale getirdiğini, sömürdüğünü görebiliriz. Aşk, şartlı mutluluğun kişiye özel en kutsal ve güzel halidir. Ama sadece şartlı bir mutluluk anlayışının hakim olduğu kapitalist yaşam biçiminde Tüketici zihniyeti, doğrudan aşk çağrıştıran bazı adetler bile uydurarak, insanın bu önemli mutluluk türünü kendi tüketim kültürüne entegre etmeye çalışmıştır ve bunda kısmen başarılı da olmuştur. Ve aşkla ilgili tüketici adetlerinin bazıları inanılamayacak kadar yenidir. En yeni olanları 'Tek taş yüzük'tür mesela, veya 'Sevgililer günü hediyesi' gibi konulardır. Biraz daha eski olanlar, 'Sevgiliyle şampanya-havyar', 'Evlilik ve yaş günü hediyeleri', 'Sevgiliyi ilk yemeğe götürmeler', 'Sinemaya gitmeler' gibi -doğrudan tüketicilikle ve parayla ilgili olan konulardır. Ama sevdiklerimizi mutlu etmemizin parayla-pulla alakalı olmadığını ve sistemin aşka, para üzerinden nasıl müdahil olduğunu konuşmalıyız.

Aşkın komersiyelleşmesi hakkında birden çok kitap yazan İsrailli bilim kadını Eva Illouz, bu konuda sahiden de çok önemli ve ilginç noktalara dikkat çekiyor. (Bkz: 'Konsum der Romantik' 2003, 'Gefühle in Zeiten des Kapitalismus' 2004, 'Die Errettung der modernen Seele' 2008) Bu yazıda, onun fikirlerine de değineceğiz. Fakat bizi ilgilendiren, kitabın en zayıf ve belki de en talihsiz yanı: Kitap bu konuda kapitalizmi savunuyor! Fakat bunu pragmatik bir şekilde, "ne yapalım başka çaremiz yok" cinsinden yaygın bir "ince"likle yapıyor.

Kapitalizm şu anda fena halde teklemesine rağmen dünyanın her köşesinde uygulanan ve bir süre daha uygulanacak olan tek sistem. Bazı konuları -var olan- kapitalist ilişkiler çerçevesinde değerlendirmek ve bu -kısıtlı- çerçeve dahilinde bazı iyi/kötü kategorileri oluşturmak mümkün -bu yapılıyor da. Fakat kapitalist sistemi değişmez/kadirimutlak bir düzen sayarak bu sınırlı kategorilerle yetinmek, insanı kapitalizmin ötesine uzanan opsiyon ve kategorilerden koparabilir. Koparmamalı. Çünkü kapitalizmin geleceği yok! Bu söz kulağa klişe gibi gelebilir ama döne döne söylemek zorundayız: Eğer kapitalizmin bir geleceği varsa, bu gelecek, dünyanın cehennem versiyonundan ibarettir. ("Kapitalizm çökmez, kapitalizme bişey olmaz, böyle devam eder" diyenlere: Yıkılmamış kapitalizm demek, elli yıl sonra, birkaç milyonluk bir elitin cam fanus benzeri dünyadan izole şehirlerin içinde yaşadığı, bunun bedeli olarak da dünyanın geri kalanının -doğanın/etmosferin bozulduğu- tam bir cehennem hayatına mahkum olduğu, kirlilikten, mutasyondan, olmadık hastalıklarla boğuşmaktan bitap düştüğü bir dünyadır. Ayrıca mutlaka en az bir büyük savaş dalgasının durumu daha da berbat hale getirmiş olma ihtimali de yüksektir.) Yaygın pragmatizm; birçok kişinin bu korkunç gerçeği bilmesine rağmen -flu olan- diğer alanı, yani kapitalizmin dışına doğru uzanan alanı, tarif edememekten kaynaklanan bir kolaycılığa yaslanmaktadır ve konuştuğu her şeyi kapitalizmin sınırları içine hapsetmektedir ve kapitalizm dahilinde değerlendirmektedir. Bu kolaycılık, iki nedenle herkesin işine geliyor.

Bir: Bugünün bilim adamlığı/kadınlığı da kapitalizm sınırları dahilinde işlemeye meyilli bir şeydir. Yani mutlaka "para etmesi" gerekiyor. Kapitalist yaşam biçiminin temel kuralı, her şeyin bir şekilde parayla ölçülebilir olması, olamazsa o normlara uyacak şekilde değişmeye zorlanmasıdır. Yapılan işin komersiyelleştirilebilir olması gerekir. Bunun için de belli normlar vardır ve yaptığınız çalışmaların, o normlara uyması şarttır. Ayrıca, bilim adamı/kadını olarak ciddiye alınmanın önemli şartlarından biridir o malum normlara uymak. Yani her "aklı başında" (yani çıkıntı olmadan kapitalizmle uyum halinde koyun koyun yaşayarak çocuklarını cehenneme göndermekten çekinmeyen) "çağdaş ve de modern" insanın ve bilim insanının, kapitalizmin insanlığın sonu olabileceğini bilebile, maaşı/geliri/işi/ünü/çevresindeki itibarı nedeniyle bu konulara pek girmemeleri -sözünü ettiğimiz bu pragmatizmin en klişe örneğidir. (Bin dereden su getirir, "demokrasi" dersiniz, ama kapitalizm demezsiniz mesela) Doğru bir şeyin müzelik halini savunmak, bu pragmatizmin daha eski bir yöntemidir. (Bu şekilde konuların özüne hiç değinmeden pas geçebilirsiniz. Mesela artık ölmüş olan ortodoks Marksizmi savunarak, hem Solcu kalmış görünürsünüz, hem de neoliberal kapitalizme akıl veren bir ekonomi yazarı olabilirsiniz!). Bu iki yüzlü tarzı sistem elitleri de beğenirler, hatta desteklerler. Siz yeter ki -esasen- sistemi savunun! Hergün demode teorilerden, mesela eski/ortodoks Marksizmden bahsedebilirsiniz. Hatta bu -entelektüel açıdan- “zengin” göstereceği için, bahsetmelisiniz de! Yeter ki bugünkü kapitalist sistemin şirketlerinin/bankalarının vs. ile dünyayı nasıl mahvettiğinden bahsetmeyin. O zaman, Che T-shirt'ünü giyip, Convers'leri çekip istediğiniz kadar Solculuk attırabilirsiniz! Hatta kocaman fabrikalar sizin için Che T-shirt'leri bile üretirler: Çiçekli Che, baloncuklu Che, pullu Che!..

İki: Kapitalizmin dışındaki alan, ekonomiden çok öte bir alanı ifade ettiğinden ve bu yavaş yavaş anlaşıldığından, bilim insanları orada, bir tür sudan çıkmış balığa dönmektedirler. Bu alan, mesela rasyonellik ötesi bazı irrasyonel yaklaşımlar/tarzlar gerektirdiğinden tek tip ölçüler sistemine de (yani sonuçta paraya) uymamaktadır. Para sistemine başka neler uymamaktadır mesela? Erdem, ahlak, annelik, adalet (kanun değil), iyilik, mütevazilik ve daha sayısız madde ötesi yüksek değer paraya uymamaktadır... Aşk da bu uymayan değerlerden biridir -buna rağmen, tüketim üzerinden önemli ölçüde sömürülmektedir, tıpkı diğerleri gibi. Ama aşk, hepsinden daha çok sömürülmektedir.

'Kapitalizmin ötesi'ni sadece "ekonomi" sananlar çok yanılıyor. Kapitalizmin kısıtlılığını ve ruh fukaralığını anladıkça, kapitalizm ötesi alanın çok daha geniş/derin ve kalite bakımından çok daha zengin olduğunu anlamak mümkün. Aşk ve kapitalizm ilişkisinden bahsetmek, biraz da bu yüzden gerekiyor. Aşkın, kapitalizmin etkisinden mümkün olduğunca kurtarılması önemli, çünkü aşk, insanın en önemli kişsel ilham kaynaklarından biri aynı zamanda.

O halde duygusal/emosyonal sıcak aşk ile, rasyonel/işlevsel (yani para edinmek amaçlı) soğuk kapitalizmin ilişkisine kısaca bakabiliriz. 'Romantik aşk' konsepti, -sosyolog Eva Illouz'un da değindiği gibi- "duyguların; sosyal ve ekonomik çıkarlardan, parasal kardan önce gelmesi" kuralını esas alır. Bu haliyle bazılarına göre ekonomi bazlı evlilik kurumuyla da çelişir (tabii evlilik, ekonomi bazlı bir kurum olmak zorunda değil). Fakat romantik aşk ideali, ekonomi ötesi (ekonomiden önce gelen) haliyle, içinde birçok iyi özelliğin yanı sıra, daha iyi bir düzen mantığını da içerebilir -çünkü özgürlükle yakın akraba görünümünde. Burada düşülen hatalardan biri, galiba, aşkı/sevgiyi, bir din seviyesine yükseltmektir. (Bu iki önemli faktörün birbiriyle bağlantılı/ortak yanları olmakla birlikte, özdeş olmadığı açıktır.) Fakat 'Özgürlük' faktörünün -tam da bu konunun- kapitalizm tarafından tepe tepe kullanıldığına özellikle dikkat çekmek gerekiyor.

Aşk, özgür bir ruhta -daha yoğun bir şekilde- ortaya çıkıyor. Aşkın özgürlükle doğrudan ilgisi var. Kapitalizm de, "Özgür insanların sistemi" olmak iddiasında. "Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik" sloganında ifadesini bulan bu sistemsel düşünce, "ilerici" bir şekilde, "eski" adetlerin ve "baskıcı" toplumun karşısına, "özgürlükçü" olmak iddiasıyla çıkıyor. Gereksiz yere baskıcı olan ve özgürlüğe sahiden aykırı durumları -dikkatlice- ayrı tutarsak, kapitalizmin getirdiği "özgürlük" ile, sahici özgürlük arasındaki fark nedir? Var mıdır böyle bir fark? Bu sorunun yanıtı, aşkın kapitalizm tarafından kullanılmasının da kilit sorusu olabilir.

Kapitalizmin verdiği/sağladığı özgürlük, paranın sağladığı "özgürlüktür". Bu özgürlük sadece paraya bağımlı olmakla mümkündür. Ve şöyle "ilginç" bir özelliği vardır: Bu tür özgürlüğün hiçbir ruhani/kutsal boyutu olmadığı için iyilik/güzellik şartı da yoktur. Yani iyi de olsanız kötü de olsanız bir şey fark etmez. Halbuki ruhani/kutsal/gerçek özgürlük, ancak iyi olmakla ve burada kısaca 'iyi olmak' dediğimiz konunun rafine edilmesiyle kazanılabilir. (iyiliğin rafine edilmesi konusuna sonra dönebiliriz). Ancak o zaman bazı kapıların açıldığını ve yükseldiğinizi, çok daha yüce gerçeklere erişebildiğinizi, gerçek özgürlüğün anlamını anlarsınız (ve onu hiçbir paraya değişmezsiniz).

Burada bir karşılıklılık söz konusudur. Bir kişiye yönelen (veya Tanrı'ya yönelen yüce) aşk, bu özgürlükten doğar (ise) ve o ölçüde yoğun olur. Burada sözü edilen aşkın parayla/pulla ilişkisi ya hiç yoktur, ya da ilişkisi metaforlarla ifade edilebilecek cinstendir. Kapitalizmin, aşkı üzerine oturttuğu özgürlük ise "parasal zenginliğin sınırlı özgürlüğü"dür. Burada aşk açısından bakacak olursak sınır, aşkın kalitesiyle ilgili önemli bir durumdur. (Eva hanım malesef bu konuya girmiyor) Ve bu durum kapitalizmin ötesine/sonrasına doğru genişleyen yaklaşımla ilgili bir durumdur. İyiliği/güzelliği rafine etmeyen, onun yoğunlaştırılmasıyla insanın ruhunu yüceltmeyi hedefleMEyen (tam tersine ihtiraslara, tüketmeye, ruhu alçaltmaya vs. özendiren) bir yaşam biçiminin yoğun/yüksek duygular uyandırması mümkün değildir. Bunun anlamı, kapitalist sistemde insanın "ruhsal" özgürlüğünün maddi dünyadaki hareket özgürlüğüyle, sahip olmak özgürlüğüyle, maddi dünyayı esas alan kantitatif düşünce çokluğuyla vs. sınırlı olmasıdır. Bunu bir algılama durumuyla da ifade edebiliriz. Örneğin miyopsanız ve sadece önünüzü görebiliyorsanız, önünüzdeki çokluğu zenginlik sayabilirsiniz. Ama çok uzakları görebilmek opsiyonuna sahipseniz, önünüzdeki çokluğun aslında ne kadar az olduğunu ve belki ne kadar değersiz olduğunu anlayabilirsiniz. Kapitalizm insana -para üzerinden- miyopluk sunmaktadır. Seyahat etmek, sahip olmak, kitap okumak vs. gibi özgürlükler de sunmaktadır ve bunlar elbette önemsiz değillerdir. Fakat bunlar belli bir sığ ruhsal kalite seviyesini aşamamaktadırlar -asıl dikkat edilmesi gereken budur. Ve kapitalizmin bu sınırlı hali çok da doğaldır. Bu noktada bir "Parayla saadet olmaz" durumunun mutlaka her seferinde yeniden keşfedildiğini görüyoruz. Para, vaadettiği tüm özgürlüğe rağmen, vaadinin çok azını tutar ve verdiği mutluluk çok kısadır (hatta anlık olabilir) o yüzden de yalancıdır. Sadece parayla/malla mutlu olmak mümkün değildir, ama para üzerinden başka insanların üzerinde etkili olabilenler, diğerlerinin üzerinde bir çeşit kontrol gücü oluşturup bu gücün verdiği bir tür "güçlülük" ve "tatmin" duygusunu "mutluluk" sanabilirler. Kısacası, kalitesi düşük bir duygudan/duygulardan söz ediyoruz.

Kapitalist (sistemle ilgili tanımladığımız anlamda) zengin toplumlardaki yoğun depresyonu/mutsuzluğu bununla ilişkilendiriyoruz. O halde, bu atmosferden çıkan aşkın da düşük kalitede olduğunu tekrarlayabiliriz.

Kapitalizmin bu eksiklikten ürettiği caniane yan ise doyumsuzluktur. Kapitalizmin (parasal) özgürlüğüne dayanan/dayandırılan aşk, düşük kalitede/yoğunlukta olduğundan ve insani değerlerle (ahlak, yetinmek, tevazu vd.) desteklenmediğinden, sürekli aşkın daha büyüğü (yücesi değil!) aranmaktadır (ve tabii bulunamamaktadır!) Bulunduğunda da kolay yitirilmektedir. Çünkü kapitalizmin etkisindeki aşk, bulduğunla yetinmez, sürekli daha büyüğünü arar -ve bu yüzden de asla bulamaz; bulduğu anda bile, "daha büyüğü yok muydu acaba" diye sorar. Kapitalizmin "operasyon" alanı madde dünyasında olduğu için, "en yüce duygu" mertebesine çıkardığı aşkı da çeşitli maddesel şartlara bağlamıştır. Burada temel fikir şartlı mutluluktur: Mesela "aşık olan kişi alışveriş eder" varsayımıdır -veya bu ekuvalent bir tarzda tersine çevrilir: "Aşk için alışveriş edilir." Buradaki karşılıklılık ilkesi, parasal özgürlük temelli olduğundan, aşkın belirtisi olarak çeşitli -para bazlı- gelenekler geliştirilmiştir. Hediye kültürü burada kötüye kullanılıp bir tüketim kültürü haline getirilmiştir.

Eva Illouz Hanımın yaptığı, bu çerçeve dahilinde "sağlam" bir eleştiridir. Ama mesela parası olanın, sırf daha fazla hediye alabildiği için kapitalizmde -hediye alamayana göre- daha mutlu olabildiği üzerinde de durmaktadır. (Konuyu kapitalizmle sınırlayacaksak) Malesef doğru! Ama şu konuyu da es geçmiyor: E bu mutluluğu "canlı" tutmak için de sürekli birşeyler almak, "sürprizler" yapmak falan zorundasınız. (Sonucu söyliyeyim: Eviniz lüzumsuz eşyalar mağazasına dönebiliyor!) Ama asıl konu bu değil. Asıl konu: Sistem içinde yaşayan, sistemle kuşatılmış, herkesin sistemin normlarını esas aldığı bir atmosferde yaşayanların, kendilerini bu "mal" mutluluğunun gazabından korumasının pek de kolay olmamasıdır! Burada yalnız olmazsanız, (yani 'sahici' adam gibi / kadın gibi bir aşkınız varsa yanınızda!) kapitalizmin insan bozan paracıllığından korunmak çok daha kolay olabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında aşkın önemli bir ilham kaynağı olduğunu tekrarlayalım.

Kapitalizm devrinin aşk ritüellerine getirdiği ve benimsenen bir çok yenilik var. Sadece aşk için 'Özel alan' yaratmak ve 'randevu/buluşmak' konuları bile yeteri kadar geniş alanlar oluşturuyor ve Eva Illouz bu alanları enine-boyuna inceliyor. İncelediği "Özel"alanlar ve "Özel"likler arasında, sözkonusu özel aşk alanlarının sosyal alana kaydırılması konusu da var. Yazar burada 'Sinemaya, lokantaya, Cafeye gitmek'ten tutun da 'birlikte turizm' konusuna kadar geniş bir alanı inceliyor. Aşkla/çiftle ilgili özgür alanın sosyal alana doğru genişletilmesi konusu. Yazarın bunu kapitalizm açısından incelemesi gerçekten de çok ilginç ve güzel. Tabii burada bunların "kötü" olduğunu söyleyecek halimiz yok -zira kapitalizm bile tamamen kötü bir şey değildir/olamaz. Fakat intim (iki kişinin arasındaki özel yakınlaşmayla ilgili) konuların bir tür despotizm gibi sosyal yaşamda diğerlerinin üzerinde baskı unsuru olarak kullanılması konularına bile giriyor yazar -ki, şimdi bu yazının çerçevesini aşmaktadır. Fakat aşkın romantize edilmesi, romantizm için maddesel/parasal şartların icadı (şampanya, sinema, tektaş vs.) aşk üzerinden tüketimin romantize edilmesini sağlıyor. Zaten bu da reklam endüstrisinin ilgi alanına giriyor. Yazarın bu denklemi gayet doğru bir şekilde gösterdiğini söylemeliyiz. Ama onun ötesi?!.. O yok malesef!.. Kapitalizm aşkın sadece maddeye değen yerlerini sömürüp kullanıyor, onun ruhuna dokunabilmesi mümkün değil. Ama dokunabildiği alanın bile ne kadar büyük olduğuna bakarak aşkın inanılmaz büyüklüğünü anlamak mümkün. Aşkın aslı ve özü çok büyük ve bizim en güzel işlerimizden biri onu çoğaltmak, maddi kelepçelerinden kurtarmak ve rafine iyilikle yüceltmek olmalı. Bu cümle kulağa, aşk sanki bir "iş"miş, bir külfetmiş gibi geliyorsa şunu hemen ekleyelim: Aşk, dünyanın en güzel işi! En güzel külfeti!

Salih Selçuk

konstantiniye.blogspot.com

selcuksalihcaydi@gmail.com

[haber10.com'da yayınlanmıştır ]

muslumansol.net      

1  Mart  2010 - 13:07:35 -  192 gün önce

 
Okuyan: [224] Yorumlayan: [0] Kategori: [Basından] [Yazdır]


Bu yazı için henüz yorum yapılmamış veya yorum onaylanmamış.


Yorum yap



katkı
Yazılar
Pazara Kadar Yeni Anayasa (mı)? [Ayhan Bilgen]
Doğa Cenneti, Turizm Cehennemi ve Bir Çare Olarak İnfak Bilinci [Yavuz Soysal]
Çağın Dini ve Tarihi Sapmaları [Namık Kaya]
Gıybet, Yalan, İftira ve Oruçlu Ağızlarda Kampanya [Ayhan Bilgen]
Siyasi İslam [Yasin Ceylan]
İdeolojilerin Parçalı Kişilikleri ve Kur'an’ın Tarif Ettiği İnsan [Yavuz Soysal]
Berhan Şimşek Neyi Bilir? [Mehmet Akdağ]
Krizde 60 Milyon Kişi Yoksullaştı [ntvmsnbc.com]
Referandumda Evet Demek Dinin mi Diyanetin mi Emri? [Ayhan Bilgen]
Sivas Yasında Buluşan Kadınlar [Hidayet Şefkatli Tuksal]
Dindar Solcular [İsmet Berkan]
Orta Ümmet ve Yeni Bir Düzen Kurmak [Yavuz Soysal]
En Büyük Fitne İnkardır [Ayhan Bilgen]
İslami Çevrelere Kürt Sorununda Sorumluluk Çağrısı [Duyuru]
Mezarlık [Mehmet Akdağ]
'Kalp İbresi'ne Şerh Düşüyorum [Hayri Çalağan]
İslami Yorum E-dergisinin Yeni Sayısı [Duyuru]
"Direniş Teolojisi" Kitabı Hakkında [Tarkan Tek]
Allah ‘Eşitliği’ Takdir Etti [İhsan Eliaçık]
Kurbanları Cellâda Dönüştüren Aygıt: Ulus-Devlet [Sami Görendağ]
İşçi Hareketi ve Sendikal Yapılar [Forum Duyurusu]
Aynı Programın İki Yüzü [Yavuz Soysal]
Abdestli Kapitalizmin "Komünistlik" İthamı Neyi Perdeliyor? [Kadir Bal]
Alnınız 'AK' olsun! [Nuray Mert]
Mahallenin Ferisileri [Atilla Fikri Ergun]
Milliyetçilikle Muhafazakarlık Arasına Sıkışan İslam [Ayhan Bilgen]
Site Duyurusu [muslumansol.net]
Adım Zülfikar [Mehmet Akdağ]
Baraj Putu [Ayhan Bilgen]
Post modern Oryantalizm ve Hayvanlık [Mehmet AKDAĞ]
Güneşe Yeniden Selam Vereceğim... [Furuğ Ferruhzad]
Sol ve Kürt Sorunu [Hayri Çalağan]
İslam, Sosyalizmle örtüşür mü ? [Atilla Fikri Ergun]
Kapitalizm, İslam ve Sol [panel duyurusu]
İslami Yorum Dergisi Okuyucuyla Buluşuyor [duyuru]
Biz Kürtler Mertiz. Ya Diğerleri?
Millet Olmak Neyi Gerektirir? [Mehmet Akdağ]
"Sonucunuz Endişe Verici!" [Leyla Karaca Tok]
İslam, Sol ve Kapitalizm [panel duyurusu]
Peygambersiz Günlerin Talihsiz Çocuklarıyız [Namık Kaya]
Sivil ve Demokratik Anayasa Mitingi [duyuru]
İslam ve Sosyalizm - Muhammed Nur Denek
Ekonomi 8 Yıl Sonra Küçüldü [ntvmsnbc]
Yeni Anayasa Mitingi [Ayhan Bilgen]
Dink’in Hayalini Cami Derneği Gerçekleştiriyor [ntvmsnbc ]
Sol ve İslam Yazı Dizisi [Ruşen Çakır]
Marksist Türkiye Solunun Demokrasi ve İslam Anakronizmi yahut İslami Solun Neliği [Namık Kaya]
Halepçe [Mehmet Akdağ]
Bekaroğlu'ndan "Kürt sorunu"na İlişkin Değerlendirmeler [fikirzamani.com]
Toplu Aşk Mezarlığı [Leyla Karaca]
Allah ile Halk Arasında: Sol İslamileşiyor mu? [Akif Beki]
Tarih Okumalarında Yalancı Şahitlik [Ayhan Bilgen]
Tanrı ve Kürtler ve Tepeden Bakan Göz [Mehmet Akdağ]
Deprem Değil; Vahşi Kapitalizm [Peren Birsaygılı]
Ya Barbarlık Ya Sosyalizm [Ömer Faruk]
Kapitalizmin Dönüştürme Süreci ve Cemaatler [Özgün Duruş]
Kapitalizm ve Aşk [Salih Selçuk]
Türkün Geleceği Kürdün Millet Olmasına Bağlıdır [Mehmet Akdağ]
Cami Yolundaki Tekel İşçisini Cip Ezdi [Haber]
Alevilik ve İktidar [Hayri Çalağan]
Fakr: İmandan Korkuya [Lütfi Bergen]
Demokratik Çözüm Demokratik Türkiye Konferansı [Konferans Duyurusu]
Körüklü [Leyla Karaca]
Balçığın Taarruzu ya da İnsanın Ölümü [Lütfi Bergen]
Hz. Ali’nin Torunu Kürtler: ŞEREFLİDİR [Mehmet Akdağ]
Solun yapısal sorunlarını düşünmeye çalışmak… [Ömer Faruk/C. Murat Özgünay]
Plastik Cerrahi Hasta Sırası Muhabbetleri [Leyla Karaca]
Zehra Hanım'ın Işığını Kapatan Jip [Yıldız Ramazanoğlu]
Sohrap Sepehri [Çev.: Nihan Işıker]
Mardin'de İnanç Çalıştayı [Ayhan Bilgen]
Eğitim-Bir-Sen'li Dostlara Yürekten Manifesto
Statükonun Devamı mı Değişim mi? [Mesut Onatlı]
Sistem, Müslümanlar ve Kapitalizm [Atilla Fikri Ergun]
Rüzgârlar Soldan Esiyor [Erol Katırcıoğlu]
"İslamiyet ve Sosyalizm" Tartışmasının Videoları [muslumansol.net]
Bir Güncelleme: Putperestliğin Günümüzdeki Yansımaları [Atilla Fikri Ergun]
Dini ve Seküler Tezlerin Ezeli Arayışı: Adalet Devleti [Namık Kaya]
Zahidin İ'tizali [Lütfi Bergen]
Söylemimiz Siyasallaşıyor [Besim Altunöz]
Kısa Devre [Mehmet Akdağ]
"İslam ve Sosyalizm" Tartışması [Duyuru]
"AVM'lere Mescid İstemiyoruz" [Lütfi Bergen]
Akşam Çökerse Şairin Üstüne [Fikrettinin Yeri]
Gazze ve Kabil [Ayhan Bilgen]
İslamcıların “Kürtler”le İmtihanı [Kadrican Mendi]
Vizyonsuz Müslümanlıkla Nereye Kadar? [Namık Kaya]
Kürtler ve Siyaset [Mehmet Akdağ]
"Bu Defa" Kazanacağız [Muhammed Nur Denek]
Marksist Soldan İslami Solculuğa [Nâmık Kaya]
Stratejik Anarşist – Sorumlu Olma – Borçlu Olma – Hariçten Gazel Okuma [Mehmet Akdağ]
Din ve Evrensel Çözüm Arayışı [Ayhan Bilgen]
Anadolu'da Müslüman Olmak [Lütfi Bergen]
Hırsızlık Caiz mi? [Muhammed Nur Denek]
"Ezilenlerin ve Yoksulların Sesi Olarak İslam" Başlıklı Konferansın Video Görüntüleri [Celal Işık]
"Ezilenlerin ve Yoksulların Sesi Olarak İslam" Başlıklı Konferans Hakkında Bilgilendirme [Celal Işık]
Kerbela [Ayhan Bilgen]
“Ezilenlerin ve Yoksulların Sesi Olarak İslam” [Konferans Duyurusu]
Sipariş Üzerine Kürt Kumaşı Üretmiyoruz [Mehmet Akdağ]
Zenginle Yoksul Arasında 8 Kat Gelir Farkı Var [Bianet]
Müslüman Sol Üzerine [Muhammed Nur Denek]
Başka Semtin Çocukları : “Biz Buraya Ait Değiliz Abi” [Mehmet Akdağ]
Milliyetçi Sol’un Açmazları ve Özgürlükçü Sol [Serdar Aksoy]
Yeni Sol Parti Nasıl Tutar? [Murat Aksoy]
Sağda Tarihsel Bir Kırılma ve Müslüman Vicdanı [Hüseyin Karaca]
En Yoksullar Ama Müslümanlar [Besim Altunöz]
‘Meşveret’in ve ‘Demokrasi’nin İzinden Gitmek [Erol Katırcıoğlu]
Doğum [Mehmet Akdağ]
Komşusu Aç Yatarken Prada Giyen Kimdendir? [Onur Bakır]
Bu Toprakların Partisi [Besim Altunöz]
Sadede Gelelim [Cem Somel]
İstanbul'da Sonbahar ve Louis Althusser [Peren Birsaygılı]
'Allah'ı ve 'Ahlak'ı Yok Saymak Ne Kazandıracak? [Bülent Ayrancı]
Kürt Sorunu Karşısında Türklerin 'Beyaz Dindarları' [Selahattin Üneş]
Direnişçi Zühd [Lütfi Bergen]
21 Kasım Tarihli Tanışma ve Tartışma Toplantısının Notları [muslumansol.net]
21 Kasım Tarihli Tanışma ve Tartışma Toplantısının Fotoğrafları [muslumansol.net]
Toplantı Duyurusu [muslumansol.net]
'Abdestli Kapitalizm' [Ece Temelkuran]
Erol Yarar ve 'Bir Lokma-Bir Hırka' Devri [Yüksel Bayram]
Dinle Ebu’l-Kasım’dan [İhsan Eliaçık]
MÜSİAD Kurucu Başkanı Erol Yarar Hakkında Ekşisözlük'te Yayınlanan Entry'ler
Ebu Zer’in Temsil Ettiği İslam [Mehmet Bekaroğlu'yla Röportaj]
Lanetli Sermaye İmparatorluğu (Muhammed Nur Denek)
Cumhuriyet Fazilettir, Ama... [Ayhan Bilgen]
'Müslüman Elitler Güç ve İktidara Tapınıyor [Dücane Cündioğlu]
Dideban(da) Açarsa Pivok Mostara Örtü Olur [Mehmet Akdağ]
İslam'ın Özü: Adalet [Kitap Duyurusu]
‘Ebuzerleşmeyelim İnşallah’ [İhsan Eliaçık]
İslam'da Bilgi Kaynakları [Ayhan Bilgen]
Dünyadaki Açların Sayısı En Üst Seviyesinde [haber-ntvmsnbc]
Bedevi Müslümanlık [Derviş Keskin]
‘1 Milyar İnsan Hangi Suçundan Dolayı Aç?’ [İhsan Eliaçık]
Ülke(leri)mizde (Hangi) Kriz Derinleşiyor ! [Hayri Kırbaşoğlu]
“Amentü” Şiirine Dair Bir Ufuk Kazanma Denemesi [Metin Tonbul]
İlahiyatçıların sorunu sadece dilde mi? [Ayhan Bilgen]
İslam Tarih Felsefesi [Derviş Keskin]
Nasıl Bir İttihad-ı İslam? [Peren Birsaygılı]
Cami Mahyalarındaki Komik Laiklik [Ayhan Bilgen]
O Mahyaların Altında Namaz Olur mu ? [Yıldıray Oğur]
Ceylan İçin... [Derviş Keskin]
İşsizlik-2 [Yüksel Bayram]
Ah Şiiri bir de Yazılan Şeylerden İbaret Saymasak [Mehmet Akdağ]
İslam Sermaye (Mal) Biriktirmeyi Yasaklar [Muhammed Nur Denek]
Kapitalist Moderniteyle Hesaplaşmadan Özgürleşilemez [Ayhan Bilgen]
İslam Dini [Derviş Keskin]
İşsizlik [ Yüksel Bayram]
Fatiha'nın Diyalektiğe İşaretleri [Lütfi Bergen]
Marksa Göre Din ve Yabancılaşma [Erdoğan Ahmet]
Doğrudan Ortakçı Demokrasi [Derviş Keskin]
İçe dönük, Dışa Dönük Dünyalar [Nabi Yağcı]
Ramazan Programlarında Tasavvuf Etkisi mi ? [Peren Birsaygılı]
Sendikalaşma ve İstihare [Yüksel Bayram]
Ramazan Kelimelerinin Dünyası [İhsan Eliaçık]
İslam Sınıflı Toplumu Reddeder [Muhammed Nur Denek]
Kapitalizm [Derviş Keskin]
Din ve Sol [Cemil Ertem]
Güçlü Ordu, Yeşil Sermaye, 6 -7 Eylül Olayları [Ayhan Bilgen]
Türkiye'de Sağ İdeolojinin Açmazları [Hüseyin Karaca]
Ekşi Sözlük'te muslumansol.net
Orta Toplum’un Çağdaş Toplumsal Yapıları [Derviş Keskin]
"İlahi Kredi": Piyasacı Dindarlığın Kârlı Borsasında Müjdeler! [Serdar Özmen]
Oruç, Bireysel Öz Denetimden Sosyal Sorumluluğa Açılan Kapı Olmadıkça [Ayhan Bilgen]
Sizi Rahatsız Etmekten Nefret Ediyorum [Eduardo Galeano]
İslâm Sosyolojisi (2) [Derviş Keskin]
Kitap Okuyan Kadınlar [Cihan Aktaş]
Gece Vakti Deniz Kenarında Yürüyordum... [Melek Güneş]
Zemzemle Rakı İçilmez!
İslam Sosyolojisi [Derviş Keskin]
Çivisi Çıkmış Dünya / Amin Maalouf [Hüseyin Çakır]
Para tanrısı Mamon [İhsan Eliaçık]
Reddiye [Mehmet Akdağ]
Zengincilik Doktrini, Yoksulluk Hali, Adalet İlkesi ve Siyasetin Yeni Zemini [Kenan Çamurcu]
İslam'ın Özü: Sosyal Adalet [Muhammed Nur Denek]
Uslu Sendikacılar ve Özel İstihdam Büroları [Mehmet Bekaroğlu]
Kardeşlik Kürt Sorununu Nasıl Çözer ? [Selahattin Üneş]
Müteahhit Ali’ler kadar becerikli olamayan fakir Müslüman gençler [Mehmet Akdağ]
Avludan Balkona Çıkan Dindarlık [Dücane Cündioğlu]
Zamanın Ruhu Değişti [İhsan Eliaçık]
Ulus-devlet ve Sol [Mehmet Nuri Durmaz]
'Sol Hep Din Düşmanı Oldu' [Zülfü Dicleli ile Röportaj]
Karıncanın Kanatlanması [Hakan Öztürk]
Sınıfsız Toplumculuk [Derviş Keskin]
Müslümanların Kapitalizmle Hesaplaşmaya Niyetleri Var mı ? [Ayhan Bilgen]
İnönücü CHP Yolun Sonunda: Siyasetin Sol Kanadı Nasıl Temsil Edilecek? [Kenan Çamurcu]
Bizim Bir Aklımız Var mı? [Ali Bulaç]
Ekonomik Adalet Mümkündür [Hasan Köse]
Kaç Paraya Satılıyor [Peren Birsaygılı]
Tarihsel bir Hayal [Talat Ulusoy]
Özgürlükçü Sol ve Din [Serdar Aksoy]
Marx ve Allah Arasında Ali Şeriati [Nathan Coombs]
Akla ve Vicdana Çağrı [Hasan Köse]
evlilik teklifi [Mehmet Akdağ]
Sağcılar ve Solcular ya da İyiler ve Kötüler [Osman Eskicioğlu]
Madımak İçin Vicdan ve Adalet Çağrısı [Muslumansol.net]
Din ve Sağcılık [Mustafa Tekin]
Dünya'yı Mülk; Mülkü Devlet Edinmek [Abdurrahman Arslan]
Islam and the Moral Economy: The Challenge of Capitalism [Kitap Tanıtımı]
Islamic Socialism [Wikipedia'dan]
Mağduriyet [Mehmet Akdağ]
İslam’ı Yıkan Üç Şey (3M) [İhsan Eliaçık]

Bu Kitabı Herkes Okuyamaz! [Taha Enesoğlu]
Mümin Kadınlar ve Mümin Erkekler [Murat Aydoğdu]
Yeşil Rasyonalizm, Sol İslam, Adalet Devleti: Zihnimiz Yeni Siyasi Kavramlara Hazır mı? [Kenan Çamurcu]
BI ŞEV U BI ROJ HİV U TAV [Mehmet Akdağ]
Yalancı Bolluk [Cihan Aktaş]
Karl Marx'a İntihal Suçlaması [Peren Birsaygılı]
Müslüman Sol ve Bir Bardak Su [Yüksel Bayram]
Türklerde Otoriteryenliğin ve İtaatkârlığın Dinî-Kültürel Kökleri [İlhami Güler]
Din Söyleminden Zengin Olunur mu? [İhsan Eliaçık]
İslami Sosyeteye Tepki! [Peren Birsaygılı]
"Para, Onu Sevenleri Her Zaman Terbiye Eder" [Mehmet Eroğlu'yla Röportaj]
Peygamberimiz Neden “Zengin” Değildi ? [İhsan Eliaçık]
Müslümanlar Kimlere Oy Vermez? [Ayhan Bilgen]
Bardakoğlu’nun Zorunlu Din Dersi Israrı Üzerine [Ertuğrul Cenk Gürcan]
"Saadet Partisi'nin Doğal İttifakı Sosyalistler Olabilir" [Besim Altunöz]
Dindarların Sınavı [Selahattin Üneş]
Din ve Siyaset [Zeki Kılıçaslan]
İlhami Güler ve "Direniş Teolojisi" [Talha Hakan Alp]
"Direniş Teolojisi"ne Duyulan İhtiyaç [İlhami Güler]
"Sağ"dan Demokrasiye Yol Çıkar mı ? [Selahattin Üneş]
Adalet, Mağdurlar ve Sol [Erol Katırcıoğlu]
Fahriye Abla ve Mahalle Baskısı [Mehmet Akdağ]
Günümüzün İmamları Nasıl Olmalı? [Mehmet Altan]
Dindarlar [Ahmet Altan]
Sosyalizm İslam’a Uyar mı? [Mustafa Akyol]
The Making of the Muslim Left [Ali Eteraz]
Yeni Muhalif Dil [İhsan Eliaçık]
Musa'nın ve İbrahim'in Sahifeleri [Peren Birsaygılı]
Müslümanla Solcu Aynı Zaafa Sahip [İsmet Özel'le Röportaj]
terk edilmiş vagon [Mehmet Akdağ]
"Muhafazakar Sol": Türk Sağının Kendi Solu [Alper Ecer]
Devrimci Sağ-Muhafazakâr Sol [Mümtaz'er Türköne]
Müslüman-Sol Hareket Üzerine [Hamdi Mert]
"Müslüman Sol" [Ahmet Taşgetiren]
'Müslüman Sol'a Ne Oldu? [Nuray Mert]
Cemaatçi Sol [Lütfi Bergen]
İlk Cinayet [Mehmet Akdağ]
Sağ Elimiz Müslüman Sol Elimiz Kâfir mi? [Arif Bilgin]
Seçimler ve Türkiye'de 'Sol ile 'Sağ' [Eylem Akdeniz]
'Besmele' çekerken… [Fehmi Koru]
Müslüman sol veya sol Müslümanlık [Nuray Mert]
Karikatür - Hakiki Solcular, Gerçek Müslümanlar [Yüksel Bayram]
Soldan Vuruşşş Goooolllll [Fikrettin'in Yeri]
Sosyalizm ve Dini İnanç [Murat Belge]
Solcu ve Müslüman [Murat Belge]
Müslüman Sol-1: İslamdan Sola Yol Çıkar mı? [Fethi Sipahi Tan]
Müslüman Sol-2: İsmet Paşanın Ettiği [Fethi Sipahi Tan]
“Müslüman Sağ” (1) [Cyrano de Bergerac]
Müslüman Sağ (2) [Cyrano de Bergerac]
ÇIKIŞ METNİ
Namaz Kılan Sol [Emre Aköz]
Peki Ya Chawrasizm Nasil ?
Müslüman Solcu Olabilir mi ? [Ayhan Bilgen]
Entegrizm, Diğer Adıyla Yobazlık [Selahattin Üneş]
ÇIKIŞ METNİ
1918’de Bir İslamcı-Sosyalist [Esat Arslan]
Sevgilime Bir Koşu [Mehmet Akdağ]
Nurettin Topçu ve Müslüman Anadolu Sosyalizmi [Ümit Aktaş]
'Ben daima Müslüman bir solcu oldum'
Sol, Laiklik ve Gündelik Demokrasi [Dilaver Demirağ]
Türkiye'de Sol Tabular 1 Pozitivizm solun afyonudur [Dilaver Demirağ]
Solcu olmak, iyi bir Müslüman olmaya engel değil
İslamiyat Dergisi-
Ahmet Hakan’ın Başlattığı Tartışma Tempo’nun Kapağına Taşındı
'İslamcı eşittir sağcı' mı? (2) [Ahmet Hakan]
'İslamcı eşittir sağcı' mı? (3) [Ahmet Hakan]
İnternet Siteleri
Dinle Çatışmayacak Sol Lâzım


Haftanın Sözü

     
Neo: Gözlerim neden acıyor?

Morpheus: Çünkü onları hiç kullanmadın.


Matrix filminden  


Reklam ver

Anket
    Güncel gelişmeleri en çok hangi medya kanalından takip ediyorsunuz?

Gazete  0 oy
% 0  
Televizyon  0 oy
% 0  
İnternet  1 oy
% 100  
Diğer  0 oy
% 0  

Toplam: 1 oy kullanıldı.


Reklam ver


 


Ziyaretçi istatistikleri 1 Mayıs 2009 tarihinden itibaren tutulmaktadır. Sitede yayınlanan yazı ve yorumların hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir. Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir. 2009 CopyLEFT Müslüman Sol