Mardin'de İnanç Çalıştayı [Ayhan Bilgen]
Demokratik Toplum Kongresi İnanç Çalışma Komisyonu, 6-7 Şubat 2010 tarihinde Mardin’de ilk çalışma toplantısını düzenliyor. Toplumun farklı inanç gruplarından temsilcilerin katılacağı toplantıda, Mezopotamya’nın inançlar açısından tarihi misyonu, farklı inançların birlikte yaşaması ve laiklik uygulamasından kaynaklı sorunlar masaya yatırılacak.
Toplantının bence üç önemli boyutu var. Birincisi, bu güne kadar inanç özgürlüğü konusuna yeterince duyarlılık göstermediği eleştirisine maruz kalan bir siyasi ekolün, özgüvenle sorunun tartışılmasına ev sahipliği yapması.
İkinci ve belki çok daha önemli nokta ise, farklı inanç gruplarının temsilcilerinin bir araya gelerek ortak tarih, ortak gelecek perspektifi ile konuşabilmeleridir. Sorunların ortaklığının farkında olmak yanında, çözümde ortak zeminler inşa etmek de bütün inanç grupları için önemli bir adım olacaktır.
Üçüncü ve belki en önemlisi ise, toplum merkezli bir çözüm anlayışı ile hareket edip, siyaseti devletten beklentiler ekseninden çıkarmaktır. Toplumun farklı kesimlerinin bir araya gelerek birbirlerine yönelik korku ve önyargıları ile yüzleşmesi başlı başına bir anlam ifade eder. Bunun ötesinde bir daimi ilişkinin doğması ise şüphesiz çalıştayın en önemli kazanımı olacaktır.
PEYGAMBERLİK TARTIŞMASI
TBMM Genel Kurulunda yapılan “Peygamberlik” tartışması hem içeriği hem de sonuçları itibarı ile halimize ışık tutmuştur. İçeriği itibarı ile diyorum, çünkü lafzen açıkça peygamberlik iddiasında bulunmaya kimse cesaret etmese de fiilen neredeyse çoğu siyasi parti lideri kendi tercihlerini Peygamberlerden çok daha kutsama eğilimi içerisindedirler. Sanki canları Peygamberlerinkinden çok daha kıymetli imiş gibi koruma orduları, sözleri üzerine söz söyleyeni partinin kapısına koyma refleksleri ile milliyetçisi, sosyal demokratı, muhafazakarı ortak tutumlar sergiliyorlar. Tevazuda Peygamberi örnek almaya niyeti olmayan siyasi liderler, hürmet görmede çok daha fazlasına kendilerini layık görüyorlar. Yıllar önce okuduğum bir sosyal psikoloji kitabında siyasi parti liderleri, bırakın peygamberi “yeryüzü tanrısı” olarak tarif ediliyordu.
Tartışmanın ortaya çıkarttığı kavga görüntüleri ise başka bir gerçekliği gözler önüne sermiştir. En küçük eleştiride öfkesi dışa vuran, konuşmayı beceremeyip yumrukları ile hakimiyet gösterisi yapan kişilikler aslında Peygamber ahlakından ne kadar uzak olduğumuzu da bir kez daha ortaya çıkardı. Sırtına işkembe konulmasına sabreden bir Peygamber ahlakını bir kenara bırakıyorum, hiç olmazsa onun yolundan gittiğini iddia edenlerin, Peygamberin hangi olay karşısında nasıl bir tepki koyduğunu hatırlamasını arzu ederdim. |