Söylemimiz Siyasallaşıyor [Besim Altunöz]
Ankara’da Pazar günü, Türk-İş’in yaptığı İş Ekmek Özgürlük mitingine coşkulu bir kalabalık katıldı. Bu kalabalıkların ana unsuru sendikalardı. Türkiye’de faaliyet yürüten hemen hemen tüm sosyalist gruplarda sağ olsunlar mitingdeydi. Türk-İş Başkanı kürsüye yuh sesleri arasında çıktı. Yuh çekenler işçilerdi. Eve ekmek götüren, kira ödeyen, çocuğunun ayakkabı parasını kara kara düşünen, babalarımız ağabeylerimiz, ablarımız, teyzelerimizdi. Onların yuh çekmesi, sosyalist grupların çektiği yuh'tan çok daha anlamlıydı.
Komik bir adam bu Kumlu, hitap yeteneği hemen hemen hiç yok. Keşke o kürsüye çıkmasaydı. Çünkü gerçekten işçiler onunla dalga geçti. Konuşma metni de basit, karakalem, ayak üstü hazırlanmış bir metindi. Kendi kendine tiyatro oynadı, işçi güldü. Türk-İş Başkanı Kumlu’ya tavsiyemiz bu tür durumlar için, ücretli hatipler çalıştırsın, başkan mesajı diye onun adına kitlelere onlar hitap etsinler.
Mitinge damgasını vuran konuşmacı İstanbul İtfaiye işçisinin konuşmasıydı. Adam belli ki Müslüman. Konuşmasında, İslam literatürünü kullandı. Ak Parti iktidarı ile bir Müslüman kesimin nasıl zenginleştiğini ve yozlaştığını anlattı. Muaviye’den Emeviler’den örnek verdi. Mehmet Bekaroğlu’nun siyasal literatürümüze kazandırdığı cip meselesine atıfta bulundu. İstanbul Belediyesinde özelleştirmenin nasıl yapıldığını ve kime yaradığını anlattı. Sonra da Allah'a emanet olun, diyerek konuşmasını bitirdi. Bu konuşma yurdum işçisinde muazzam karşılık buldu. İşçileri coşturdu. Müslüman Sol söylemimiz, İstanbul İtfaiye İşçisi nezdinde siyasallaşmış durumda. Doğudan Dergisin'den veya Fikir Zamanı sitesinden bir arkadaş bir konuşma metni yazsa ancak bu kadar yazabilirdi.
Aslında hiçbir çaba boşuna değildir. Hiçbir emek kaybolmaz. Çıkarttığımız dergiler, yayınladığımız yazılar, yaptığımız paneller, mutlaka bir yerde karşılık buluyor. Hiç umutsuzluğa mahal yok. Türkiye topraklarında Müslüman Sol düşünce maya tutuyor. Söylemimiz siyasallaşıyor.
Zamanı gelmiş bir düşünce, kitleler içinde hızla cisimleşir. Tekrar hatırlayalım, bu ülkede dört kişiden biri asgari ücretle geçiniyor. İşsiz, emekli, kayıt dışı işçi, küçük esnaf rakamlarını üst üste koyduk mu bu rakamlar Türkiye'nin neredeyse tamamını oluşturuyor. İki bilgi var elimizde. Birincisi bu kitleler Müslüman (Sünni ve Alevi). Yani bu insanların dini inançları vardır. Diğer şey ise bu kitleler yoksul. Siyasetin zeminini bu iki veri üstüne kurmak gerekir. Bu inançlı ve yoksul kitleler içinde ete kemiğe bürünecek bir parti Türkiye Büyük Millet Meclisin’de Emekçi Hükümetini kurabilir.
[18.01.2010'da fikirzamani.com'da yayınlanmıştır ] |