'Allah'ı ve 'Ahlak'ı Yok Saymak Ne Kazandıracak? [Bülent Ayrancı]
‘Malumdur ki, iyi bir şey bozulsa, basit bir şeyin bozulmasından daha ziyade bozuk olur. Mesela, nasıl ki, süt ve yoğurt bozulsalar yine de yenilebilirler. Yağ bozulsa yenilmez. Bazen zehir gibi olur. Öyle de mahlukatın en mükemmeli, belki de en alası olan insan, eğer bozulsa, bozuk hayvanlardan daha ziyade bozuk olur..’ Bu sözü, Halit Ertuğrul’un “Kendini Arayan Adam” adlı kitabından aldım. Kitabın 550. baskısı ve arka kapakta yazdığına göre kitap tam 500.000 adet satılmış. Türkiye için mükemmel bir satış sayısı yani. Nesil Yayınlarından çıkmış bu kitabın 6 dile çevrildiğini de ilave etmeliyim. Neyse amacım kitabı anlatmak değil zaten. Kitabın özü, yani girişteki söz, Ona bakalım...
***
Dostoyewski’nin Cinler adlı romanını okuyanınız var mı bilmem. Ama okumayanların mutlaka okuması gereken bir eser. Orhan Pamuk’a göre insanlık tarihi boyunca yazılmış en iyi on romandan birisi. Benim de okuduğum en güzel roman diyebilirim. Romanda nihilist ve anarşist düşüncelere sahip bir takım gençler, Rusya’nın bir kasabasına, oralı bir takım ‘kendilerinden gençler’ vasıtası ile gelirler. İlişkileri ve yaşama bakışları ile hemen orada bulunan ahalinin dikkatini çeken bu gençler, zamanla da gerçek yüzlerini gösterirler. Ölenler, yaralananlar vb... Ahlaka, Allah’a ve kültüre dair hemen her şeyi yok sayan ve toplumu bir yıkıma sürükleme arzusundaki bu gençler üzerinden Dostoyewski, romanda aslında, ‘iyi, doğru, güzel, ahlak, siyaset, ilişkiler ve adalet’ konularını işliyor. Roman da bir nevi ‘Allah’ı politize’ etmekte yani. ‘O’nsuz bir toplumun, nasıl bir yıkımla, yok oluşla karşı karşıya kaldığını anlatmakta. Kalabileceğini göstermekte. Döneminin tartışmalarına NOKTA koyucu, enfes bir çalışma...
***
Küçükken yaşlı bir kadının, Yayla’da gördüğü bir süt bidonunu alabilecekken ‘Allah korkusu’ nedeni ile alamadığını söylediğine şahit olmuştum. Müthiş bir oto kontrol sistemi. Herkesin polisi kendi vicdanıdır, sözü gibi.
***
Toplumu Allah’tan ve onun ahlakından arındırmakla sorunların hiçbirisinin çözüm bulamayacağını düşünenlerdenim. Son yüz yıldır bu konuda, yoğun bir çaba olduğu görülüyor ve okunuyor. Yani arındırma yönlü bir çaba. Peki bu ne kadar doğru? Allah’ı yok saymalı mı? Allah’ı toplumsal yaşamın dışına çıkaralım derken, bireyin de dışına mı çıkarıyoruz acaba?
Bireyin dışına çıkınca da, 1- En kutsal yaratıktan da, aşağılık bir varlık mı olur insan? (Halit Ertuğrul-Kendini Arayan Adam) 2- O insanlardan kurulu bir toplum yok mu olur? (Dostoyewski–Cinler)
Bu iki eseri ve o yaşlı kadının sözünü de bu yüzden aldım bu haftaki yazıma zaten. Önümüzdeki hafta bu konuya devam edeceğim.
[haymanagazetesi.org'da yayınlanmıştır] |