Bedevi Müslümanlık [Derviş Keskin]
"Bedeviler iman ettik dediler. De ki; siz iman etmediniz, iman kalplerinizin içine girmemiştir, doğrusu biz Müslüman olduk deyiniz." (49/14)
"Onların gönlünde bünye bulmuş Reybî yapılandırma(nifak hareketi) kalpleri parçalanıncaya dek (ileride de) devam edip gidecektir." "Kendisine verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı Allah, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar onların kalplerine iki yüzlülük sokmuştur/bu onların alâmetifarikasıdır." (9/110, 77)
İcaz ifade eden bu ayetler, gelecek anlamın verdiği işarete göre, Reybî yapılandırmak/nifak hareketi Ekâbir sınıfın geliştirmiş yöntemi olarak İslamiyet’i ancak bir maske olarak kullanacakları içindir ki, bedevi Müslümanlar olarak isimlendirilmiştir.
Devamla, bu ayet “Münafıklar, Allah'ı aldatmaya yeltenirler, ama asıl Allah onları aldatır. Namaz kılarken isteksiz ve ciddiyetsiz biçimde ayakta dikilirler. Amaçları insanlara gösteriş yapmaktır, işlerinde Allah'ı pek az anarlar.” (4/142) ve “Söylemediklerine ilişkin Allah'a yemin ediyorlar. Yemin olsun ki, o küfür sözünü söylediler. İslam'a girmeleri ardından küfre saptılar. Başaramadıkları bir şeyi tasarladılar. Oysa ki intikam almaları için, Allah'ın ve Resulünün, Allah'ın lütfüyle kendilerini zengin etmiş olmasından başka bir sebep de yoktu. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Eğer yan çizerlerse Allah onlara dünyada da âhirette de acıklı bir azapla azap edecektir. Ve yeryüzünde onların ne bir dostu olacaktır ne de bir yardımcısı.” (9/74) ayetleriyle birlikte incelendiğinde bu yapılanma İslamiyet'ten irtida eden niyazlı namazlı ama inkârcı kimselerden müteşekkil bir oluşumdur ki, aynı zamanda münafıkların yeni kimliği ve açık seçik tarifidir. Elbette işin gerçeği şu ki, idare sisteminde Hakk’ın halk yönetimi Şura’dan ayrılıp monarşi’yi, hukuk sisteminde köle-cariye gibi ayrıcalıklı mevzuatını ve Akide/düşünsel sisteminde ise inkâra, şirke bulaşmış Helenizm’in felsefi nazariyeleri ile doğu mistisizminin âşık-maşuk, kula kulluk gibi düşüncelerini almak suretiyle, Kastlar dünyasına uyup mevcut konjektüre dini uyarlamakla ve Müslüman giysisiyle Tağut’a tebaa oluverdiler.
Dolayısıyla da bölücü millet olma gömleğini giyiverdiler, işte riyakârlık gibi, irtida gibi iki sacayağı bulunan Bedevi Müslümanlık binasının mensubu bidatçi Müslümanlar, dinlerini oyuncak yaptılar böylelikle.
“İşte dinlerini oyun ve eğlence edinen ve de dünya hayatı kendilerini aldatmış bulunan kimseleri bırak.” “Kesinlikle onlar sizlerden değil, çünkü onlar bölücü millettir.” (6/70; 9/56)
Bedevi Müslümanlığın genel karakterini bildiren sure: Maun Suresi
"1- Gördün mü? O dini / gerçek ideolojiyi yalanlayanı, (tekil zamiri ile çoğulu ifade etme üslubu)
2- Odur ki, yetimi / düşkün kimsesizi iter (din, düşkünlerin ve mahrum halk sınıfının kurtuluş yolu / ideolojisi olduğu halde)
3- Ve O, miskini / mahrum yoksulu, doyurmaya ön ayak olmaz.
4- O namaz kılanlara yazıklar olsun ki,
5- Namazlarında yanılmaktadırlar,
6- Onlar onunla halka gösteriş yapıyorlar.
7- Üstelik insafı, adaleti emredenlere engel olurlar/parsayı de vermezler."
Netice ve İbret dersi:
Yusuf Suresi
"103- Ey Habibim, sen şiddetle arzu etsen de insanların çoğu iman edecek değildir.
104- Oysa ki sen buna karşı onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (Kur’an), âlemler için yalnızca bir öğüt ve hatırlatmadır.
105–106–107- Göklerde ve yerde nice ayetler / ibret verici işaretler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler, dolayısıyla bu ayetlerin varlığına rağmen onların çoğu Allah’a şirk koşmaksızın iman etmez. Ya artık Allah'ın azabından tümünü saracak bir bela gelivermesinden veya onların hiç haberleri yokken kıyametin onlara apansız gelmesinden kendilerini güvende mi buldular?
108- De ki: Bu benim İdeoloji yolumdur. Dünya görüşü (İman) üzere Allah’a davet ederim, ben ve bana uyanlar da. Ve Allah’ı tenzih ederim, ben müşriklerden değilim.
109- Senden evvel gönderdiğimiz peygamberler de, şehirler ahalisinden kendilerine vahyeylediğimiz birtakım kimselerden başka değildi. Ya şimdi hiç mi yeryüzünde dolaşmıyorlar, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görmüş olsunlar, ve de korunanlar için elbette ahiret yurdu daha hayırlıdır, hala akıl erdirmeyecek misiniz?
110- Öyle ki elçiler, umutlarını kesip de artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir, biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu günahkârlar topluluğundan zorlu azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir.
111- And olsun onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. Ve ayrıca kesinkes biline ki, bu Kur’an dizip uydurulacak bir söz / uydurulmuş sözler gibi değildir. O, ancak kendinden önceki semavi kitapların (gök kültürün kısımları) doğrulayıcısı ve ideolojiyle ilgili olan her şeyin çeşitli biçimlerde / ideolojik dille açıklaması ve iman eden toplum için bir yol gösterici ve de rahmettir."
Al-i İmran Suresi:
"138–139- İşte bu, Reyb taşımayan Kur'an'ın dünya halkına olan kesin bildirisi, sakınan aydınlara da özel bir bilinç ve irşattır ki şöyle: Sizler asla ve asla gevşemeyin ve de üzülmeyin, eğer doğru iman etmişseniz bilin ki er geç üstün gelecek olan sizler olacaksınız.
140- Şunu da bilin ki, eğer sizler bir yara aldıysanız o kavme de benzer bir yara değmiştir. İşte o günler yani galibiyet – mağlubiyet / zafer ve yenilgi benzeri durumlar, biz onları insanlar arsında devredip dururuz. Bu Allah'ın iman edenleri belirtip – ayırması ve sizden şahitler edinmek içindir, çünkü Allah zulmedenleri sevmez.
141- Yine bu, Allah’ın iman edenleri arındırması ve inkâr edenleri yok etmesi içindir.
142- Yoksa siz, Allah içinizden cihat edenleri belirtip – ayırt etmeden ve sabredenleri belirtip – ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?"
Nihayet:
Her ne kadar yorum gerektirmeyecek kadar açık ayetler ise de bazı açıklamalar gereklidir. İşte 12/103. ayette “İnsanların çoğu iman edecek değildir.” Hikmeti: Dünyanın genel konumunun gidiş tarzı, kastlar düzeninden ibaret sınıflı toplum hükümranlığıdır ki, insanların çoğunluğunu iman etmekten alıkoyan şey, işbu evrensel sınıflı düzenin toplumsal yapı tesiridir. Yani, böylesi bir durum İlahi iradenin bir takdiri değildir; aksine, 90/10. ayette işaret buyrulduğu gibi, 'insan yolunu seçmek özgürlüğüne sahiptir'. Ayrıca, 12. surenin bu dizisinde Bedevi Müslümanlar şahsında tüm insanlar kast edilerek “Onların çoğu ancak ortak koşarak Allah’a inanırlar.” denmektedir. Ayet ifadesinde yatan hikmet: Katışıksız dosdoğru imanda, Tanrısal tevhit toplumsal tevhidi gerektirir ve 'tek İlah–tek toplum' birbirine yakışan ve de ayrılmaz bir bütündür ve bu durumun hükümran sınıflı dünya düzenine/aleni şirke ters düştüğü bir realitedir; ve gökte ve yerde ders alınacak yeterince deliller de vardır. Yani mevcut dünya durumu doğru düşünmeye ve doğru kavrayışa engel değildir. Bir diğeri de, doğru tevhit (sıdk) dünya görüşü üstünde yükselmiş Furkan / fark eden ideoloji, dimdik ayaktadır, tabii ki görme kabiliyeti olanlar için, bu, gerçeğe çağrı görüşüdür. Binaenaleyh, İslam Tarihi’nin yukarıda belirttiğimiz Yusuf/111. ayeti bağlamında anlaşılmaktadır ki, bu Kur’an düzüp uydurulacak bir söz olmayıp, kendinden önce gelmiş Semavi kitapların doğrulayıcısı ve her şeyin çeşitli biçimlerde açıklamasını yapan eğrisiz büğrüsüz ve de yeterliliğe sahip, mükemmel kitaptır ki, iman eden kavim/halk sınıfı için yol gösterici bir rahmettir.
Bu hatırlatmanın yanı sıra, Devr-i Saadetin haiz olduğu huzur, barış düzenli orta toplumun, münafık kâfirlere gönderme yapılarak, onların fitnesi nedeniyle bölünüp düşmesinden ve onun yerine saltanatın ikame edilmesinden, ve ardından da sınıflaşma/iyilerle-kötülerin mücadelesinden, ve buna bağlı inişler-kalkışlar benzeri kıssalardan ibret almak gerektiği belirtilmektedir; bunun en iyi izahını da Al-i İmran suresinin yukarıdaki ayet dizisi ortaya koymaktadır ve Hz. Peygamber'in irtihaline müteakip Bedevi kavminin açıkça Kur’an dini İslam’dan istidat ederek Arab dini İslam'ı inşa-ihdas edip ona uyacakları, ayetlerin ğaybî işaretiyle, bildirilmektedir. İslam ismi altında tevhit maskeli Arab dini, yani Bedevi Müslümanlık, Hakka Batıl giydirmektir açıkçası. İslam isimli, tevhit maskeli Batıl’a karşı mücadelede Hak-Batıl savaşının muzafferi, Furkan düzeni İslâm'dır, yakında meydan bu gerçek İslâm’ın olacaktır. İşte o zaman Furkan İslâmı, son sözünü söyleyecektir.
Sonuçta ise, halkların kurtulacağını, iyilerin ödüllendirileceğini, yani insanlığın kurtulacağını ve huzur-barış düzeninin (silm-selâm) kurulacağını müjdelemektedir, rahmeti bol olan o Rabbi Rahim.
Sözün Kısası: Süfyana Dönüşmüş Bedevilerin Geleneği Müslümanlık, gidicidir. Gitmeye yüz tuttu Bile! Ama Gelecek, Furkan İslâm’ındır. Gelmeye Yöneldi Bile!
"Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip geçmiştir. Şimdi O ölürse ya da öldürülürse iki topuğu üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah’a kesinlikle zarar veremez. Allah şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir." (3/144) İnşaallah. |