Müslümanların Kapitalizmle Hesaplaşmaya Niyetleri Var mı ? [Ayhan Bilgen]
İnsanlığın karşı karşıya kaldığı krizi bütüncül bir uygarlık perspektifi içinde ele almak, doğal olarak, bunun alternatifini inşa edebilecek dinamiklerle de yüzleşmeyi gerektirir. Kapitalist uygarlığın tüketim alışkanlıklarını, paylaşım hukukunu, çevre algısını tümüyle masaya yatıracak bir yeni uygarlık zemininin ortaya çıkarılmasında İslam kültürünün ne anlam ifade edebileceğini bütün boyutları ile ele almak durumundayız.
Din Amaç mı, Araç mı ?
Dinin formel bir amaç olarak algılanması doğrudan algılama biçimini de şekillendirmektedir. Dinin dogmatikleştirilmesi tam da bu yaklaşımın eseridir. Oysa nihai amaç olarak insanlığın mutluluğunu tanımladığınızda, dinin buna hizmet ettiği ölçüde anlamlı bir yere oturacağını kabul etmek durumunda kalacağız. Elbette bu mutluluğu salt bireysel hazza indirgemek baştan yanıltıcı olacağı gibi doğrudan insanın doğasına da aykırı bir okumayı beraberinde getirecektir. Amaçsal yorumu merkeze aldığınızda aynı hedefe yoğunlaşan başka dinamiklerle ilişkiyi de bu çerçeve de ele almak gerekecektir.
Kültürlerin Üstünlük İddiası
Her kültür ister bir inanca dayansın ister bir ideolojiye kendi üstünlüğünü ön kabul olarak görür. Önemli olan bu algılamaya rağmen amaçları örtüşen diğer kültürlerle işbirliğine açık olma öz güveni taşıyıp taşımadığıdır. Diğer kültürlerle iletişime açık olma iradesi elbette bir kültür için güçlülük göstergesidir. Kültürü taşıyan araçların zayıflığı o fikrin zayıflığı olarak yorumlanmamalıdır. İslam kültür ve tecrübesinin bu anlamda, evrensel insani değerlerden, doğu felsefelerine, Mezopotamya inançlarına uzanan tüm dinamiklerle işbirliğine açık hareket etmesi gerekmektedir. İçine kapanmış ve kendini yenileyemeyen bir din kültürünün bu anlamda güncel ihtiyaçlara cevap verebilmesi mümkün olamayacağı gibi yarınlarda kendini yaşatması da kolay olmayacaktır.
Kapitalizmin Üstünlüğünün Fiili Kabulü
Bir dünya görüşünün üstünlüğünü kabul sadece teorik zeminde değil pratik hayatta aranmalıdır. Teorik olarak kapitalizmin insanlığa yönelik tehdidine karşı duyarlı olan ancak pratikte buna yönelik hiçbir karşı duruş ortaya koyma potansiyeli taşımayan hareketler ne kadar kapitalizm karşıtı olarak tanımlanabilirler ? Kapitalizmin çarkları arasında hiçbir özgünlüğü kalmaksızın parçalanmış yaşam felsefeleri kapitalizme karşı söz söyleme kapasitesini de gün geçtikçe kaybetmektedirler. Sloganlarla kapitalizme karşı durmak hayata yön verebildiği ölçüde anlam ifade edebilir. Hayatta karşılığı olmayan sloganların arkasına saklanmak tam da kapitalist kültürün yeniden kendisini var etmesine hizmet etmektedir.
Müslümanların Hali ve İslam
Müslümanların bir çoğu ne yazık ki İslam inancının tümüyle uzağında bir pozisyon almakla birlikte tercihlerini, alışkanlıklarını dinin esası olarak görmeye devam etmektedir. Özgürlük, adalet, haksızlığa karşı durma, toplumsal sorumluluk duyma gibi en temel değerleri aşındırmış bir şekilci din anlayışı kendini tatmin aracına dönüşmüştür. Bu durumdan rahatsızlık duyan ve yeni bir tutum almaya olan ihtiyacı her fırsatta tanımlamaya çalışan uyanış hareketleri ne yazık ki bir süre sonra ya hedefinden uzaklaştırılmış yada etkisiz hale getirilmiştir. Bu nedenle Müslümanlar açısından bugünün en can alıcı sorularından birisi, kapitalizmle sahici bir hesaplaşma niyeti taşınıp taşınmadığıdır. |